
Bakırın ingilizcesi olan copper, cyprus/kıbrıs kelimesinden kaynaklanır. antik çağlarda kıbrıs adası bakırın en çok çıkarıldığı yerdir.
aşk tanrıçası afrodit veya venüs kıbrıs’ın tanrısıydı; çünkü aşk tanrıçasının bakır madenlerinin bol olduğu yerlerde yaşadığına inanılırdı.
şu anki medeniyetimizin temeli elektriktir. elektrik ise çok basitçe söylersek, bakır kablodaki elektronların bir mıknatısla harekete geçirilmesinden ibarettir. barajın dökülen suyu veya santralin yüksek basınçlı buharı türbin kanatlarını çevirir. o da bakır sargının ortasındaki demirden daha doğrusu çelikten bir mıknatısı çevirir. mıknatıstaki elektromanyetik gücün etkisi altında bakır kablonun elektronları bir uçtan diğerine salınmaya başlar ki, işte bu salınan elektronlar bizim her işimizi gören elektriğin ta kendisi oluyor.
bakır dişil ve pasif gücü simgeler. ancak demirin etkisi ile hareketlenir. mesela kadınların aylık periyotları, dünyanın çevresinde dönen ayın kadın vücudundaki bakıra etki etmesi ile ortaya çıkar. kadın vücudunda bakır, erkek vücudunda ise demir minerali daha fazladır. bunların hepsinin kadın ve erkek arasındaki enerji dansında rolleri vardır. (eşcinsellik bu enerji dansını bozduğu için yıkıcıdır. zararları hem kendilerine, hem tüm canlılara, hem de tüm evrenedir)
aynı zamanda insan vücudundaki demir ve bakır elementleri maneviyat dediğimiz olgunun da altyapısını oluşturur. olağanüstü haller gösterebilmenin, insanın yüksek elektromanyetik güç üretebilmesiyle ve bedendeki demir ve bakır elementlerini istihdam edebilmesiyle alakası vardır.
bu anlatımlardan sezebileceğiniz üzere, maneviyat dediğimiz olgu belki de öyle pek uçuk kaçık bir şey değildir. bilakis, insan odaklı bir teknoloji olsa gerektir…
bizler bu demir-bakır ve onun ürettiği elektromanyetizma ile tüm evrene(gücümüzle orantılı olarak) etki ederiz ve yine aynı mekanizma ile de evrenden etki alırız. tüm canlıların hatta oluşumların kaderi bu şekilde evrensel döngülerle güdülür ve en baştan neyin ne olacağı bellidir. tüm evren eski tip isviçre saati gibi irili ufaklı çarklardan oluşur. büyük döngüler vardır; küçük döngüler vardır…
not: bu anlattıklarımdan astrolojiyi meşrulaştırdığım gibi bir intibaya kapılmayın sakın. daha önce de ilgili entryde belirttiğim üzere, astroloji kadim bir ilme dayanmasına rağmen kesinliği yoktur ve zaman içinde bir istismar aracına dönüşmüştür. astrologlara hiçbir şekilde itibar etmeyiniz… insanın zaaflarını kullanıp sömüren sefih tiplerdir onlar…
(aslında bu meselenin uzanmadığı konu yoktur. daha pek çok şeyler yazılabilir. şimdilik ben bunları yazabildim)



