Din, Evrensel Düzen ve Sünetullah21. Yüzyıl İslam AnlayışıAnlayışta YenilikBilimsel Pozitivist ParadigmaHakikatPeygamberlerSanatTasavvuf (Seyr-i Süluk)Vahiy-İlham

Tanrıcı Anlayıştan Niçin Kurtulmalıyız 2

Tanrı, tanrılar, kutsallıklar, ritüeller, din adamları vs. insan şuurunun terakkisi ile ortadan kalkacak olgulardır. biz dini bunlara özgü işler sanıyoruz ama gerçekte bunlar bir devrin(ortaçağ) insan algısının seviyesini gösteriyor yalnızca. dinin hakikati ise, sünnetullah bilgisidir. yani evrensel düzenin kurallarına vakıf olmak ve ona uyum sağlamakla ilgili durumlar bütünüdür.

biz sünnetullah bilgisini günümüz anlayışına göre tanımlarsak, dini yeni zamana göre tekrar ele almış ve yorumlamış oluruz. ancak bu noktada bilmemiz gereken hassas ve önemli hususlar vardır.

insanın hakka doğru seyri vardır ki, tümevarımdır. yani parçadan bütüne ulaşma gayreti…

hakkın insana tenezzülü vardır ki, tümdengelime neden olur. yani bütün olan hakikat bir seferde insanın kalbine indirilir. zerrede küll(tümel olan) gizlidir çünkü.(hologramik evren gerçeği…)

Peygamberler tümdengelimcidir. önce hakikati bir bütün olarak bulurlar. zira hakikat onların bilincine bir bütün olarak tenezzül eder. sonra peygamberler o hakikati parça parça duruma ve olaylara göre açarlar, indirgerler. vahiy tümdengelimin bir başka ifadesidir. aynı şekilde tüm sanatlar, şiir, edebiyat, müzik vb. beşeri alanlar dahi vahiyden bir şube veya kırıntı olan ilham kavramı içinde ele alınmalıdır.

rasyonel akıl hakikate tümevarım yoluyla gider. parçalardan bütüne ulaşmaya çalışır. ancak saf aklın bu teşebbüsünün nihayete ulaşması mümkün değildir. zira hakikat sonsuz basamaklı bir merdivenin ucundadır. sonsuz basamakları kat etmek insan bilinci için imkansızdır.

buradaki sır şu tasavvufi ilkede yatar:

“ancak bilinen ve bulunan aranır. aramak ve bulmak aynı anda olmalıdır. bunların birbirinden ayrılması caiz değildir”(imam-ı rabbani, mektubat)

arayışın sonsuza giden beyhude bir çaba olmaması için daha yola çıkmadan hakikati bulmamız icap ediyor. işte bu, “peygamberlere iman” şartının bir başka ifadesidir.

bu noktada soracaksınız… bulan niye arasın ki? zaten bulmuş hakikati. hem, aramadan bulunur mu ki hiç?

evet, peygambere iman ettiğimiz anda hakikati buluyoruz. ancak bu hakikat, icmali(toplu), öz bir hakikattir. onun tafsile çıkarılması gerekmektedir. mesela bir çınar ağacını tohumunu düşünün. o tohum çınar ağacını toplu, öz olarak kendinde bulundurur. devasa bir çınar ağacı ise süluktan geçmiş ve o tohumun açılmış halinden başka bir şey değildir.

başta bulduğu öz ile yetinip arayışa, süluka çıkmayan, “ben hakikati buldum” kuru tesellisi ve zannı ile dogmatikleşip kalır. elindeki tohumu da çürütür zaman içinde.

elinde öz hakikat olmadan arayışa çıkan kimse ise, odaksız ve gayesiz arayışın neticesi olarak elleri boş kalmaya mahkum olur. gelişigüzel arayışla ömrü heba olup gider.

diğer yandan, günümüzdeki “bilimsel pozitivist paradigma” dahi esasen isevi bir öz taşımaktadır. zira bugünkü batı medeniyeti hristiyanlığın bir eleştirisi ve antitezi mahiyetindedir. sanmayın ki, batı bugünkü durumunu odaksız bir arayışa borçludur. bize verilmeye çalışılan intiba genelde bu yönde oluyor çünkü.

ve işte vurucu nokta: bir şuurun kendi kendini eleştirmesi, o şuurun dışında olup biten bir şey değildir. bu nedenle tüm fikriyatını liberalizmin eleştirisi üzerine kuran marx’a, “liberallerin sonuncusudur” denilmiştir.

size tuhaf gelse de, şimdiye kadar bilimperestlerin yaptığı propagandalara aykırı düşse de durum budur. evet, batı medeniyeti dahi isevi bir nüve üzerine inşa edilmiştir.

sonuç: peygamberler olmasaydı medeniyet olmazdı. peygambere iman et. hakikatin özünü al, kalbine yerleştir. sonra akılla arayışa çık, süluka gir. icmali olan hakikati tafsile getir. elindeki minicik tohum, devasa bir çınar ağacı olsun.

bir diğer deyimle, kalple bulduğunu, akılla da bul… bu süreçte, kalbin senin kılavuzundur. daima hakikat kutbunu gösteren bir pusula gibi seni doğrultacaktır. senin yanlış yollara girmene engel olacaktır.

isnetus 06.12.2019 10:16 ~ 13:46

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu