
Tarikat Yurdunda İntihar Eden Çocuğun Babası
Faraza benim bir çocuğum olsaydı, elbette küçüklükten itibaren temel islami eğitimi alması için elimden geleni yapardım. ancak korkutarak değil sevidirerek…mesela “başarıyla kuran kursunu bitirirsen sana bisiklet alırım” gibi…başarısını överek, ona iltifat ederek…
yine faraza 20 yaşına geldiğinde bana, “ben dine falan inanmıyorum” deseydi, kesinlikle tepki göstermezdim. “sen bilirsin oğlum/kızım” derdim. kendi seçtiği hayat doğrultusunda ona destek olmaya devam ederdim.
niçin mi?
insan çok tuhaf bir varlıktır. inkar kutbuna savrulmak dahi yerine göre şuur gelişiminin bir parçası veya aşaması olabilir. ifrat ve tefrit kutuplarına savrularak, iki kutup arasında mekik dokuyarak ilerler insan şuuru. dolayısıyla yolun bir aşamasında inkara düşmek de olasıdır. ben hayatım boyunca hiç inkara düşmedim; ama kimilerinin tecellisi o yönde olabilir; gayet mümkündür; itibar son nefesedir. ilerleyen yıllarda toparlaması ve istikamet çizgisine, hem de pek çok düğümü çözmüş olarak, girmesi ihtimal dahilindedir.
ben insanım… insandan sâdır olan hiçbir şey bana tuhaf gelmez. hayatının bir aşamasında inkar kutbuna savrulmuş olmak dahi yola dahildir(herkes için değil, kimileri için).
not: tüm bu anlatılanlar tahkik yoluna girmiş olanlar için geçerlidir. avam için normal olan ise, belli bir ideolojiyi taassup üzere benimsemek ve hayatını o şekilde noktalamaktır. avama işini, eşini ver ve belli bir ideoloji ile şartla…onu ötesine zorlama…yoksa felakete davetiye çıkarmış olursun.



