
• Anlattığına göre o büyük sultana, hint savaşında elde edilen ganîmetten bir köle düşmüştü.
• sultan mahmud o köleyi kendine oğul edindi. halîfe yaptı. tahtına oturttu,
orduya kumandan tayin etti.
• hasılı o çocuk, o güzelim tahtın üstünde, o yüce sultanın yanında yer
almıştı.
• o hintli köle bu lütfa mazhar olduğu halde, yana yana ağlamakta, göz
yaşları dökmekte idi. sultan mahmud ona; “ey kutlu çocuk!” dedi.
• “neden ağlıyorsun? elde ettiğin devlet, şeref, büyüklük neden tatsızlaştı?
sen padişahlardan da üstünsün, padişahlar padişahı ile dost olmuşsun, aynı tahta oturmuşsun.
• sen bir tahtın üstünde oturuyorsun, vezîrler, askerler ay gibi, yıldızlar
gibi saf saf olmuş dizilmişler.”
• çocuk dedi ki: “benim yana yana ağlamamın sebebi şu ki; ben kendi
yurdumda, kendi şehrimde iken annem,
• beni her zaman seninle korkuturdu; ‘seni arslan mahmud’un eline düşmüş göreyim!’ derdi.
• babam da annemin bu korkutmalarına kızar; ‘bu ne hiddet, bu ne kötü
dilek!’ diye söylenirdi.
• ‘çocuğuna başka bir beddua bulamıyor musun ki, böyle kötü, böyle
kahredici dileklerde bulunuyorsun?
• hanım! sen pek merhametsizsin, taş yüreklisin, bu sözlerinle sanki çocuğu yüzlerce kılıçla öldürmedesin.’ diye sızlanırdı.
• ben ise annemle babamın bu sözlerine şaşırır kalırdım… gönlüme bir
vehim, bir korku düşerdi.
• acaba sultan mahmud, nasıl cehennem huylu, yakıcı, kırıcı bir adam ki ölümle, belalarla adı anılıyor? kötülüklere, zulme örnek olarak gösteriliyor?
• daima senin korkunla titrerdim; kereminden, insanlığından, büyüklüğünden gafil idim, haberim yoktu.
• ey dünya padişahı, annem nerede? gelsin de beni şimdi taht üstünde
görsün!”
• ey gafil, anlayışsız kişi! senin fakirliğin, yoksulluğun aslında senin
mahmud’undur. cismanî duyguların seni daima mahmud ile korkutmaktadır.
• sen bu yüce mahmud’un şefkatini, merhametini bilseydin “işin sonu hayır
ola!” derdin.
• ey korkak gönüllü; yokluk, yoksulluk senin mahmud’undur. seni
mahmud’la korkutan, seni doğru yoldan çıkaran anneni, yani senin maddî
menfaatini düşünen nefsini pek dinleme!
• sen fakirliğe, yoksulluğa av olur, kendini ona kaptırırsan, o hintli çocuk
gibi kıyamet günü sevinç göz yaşları dökersin.
• şu maddî varlığımız, bedenimiz, bizi besleyip yetiştirmede anamız gibidir.
fakat bu ana bize yüzlerce düşmandan daha çok düşmandır.
• beden hastalanınca, seni ilaç aramaya zorlar; kuvvetlenince de seni
şeytanlaştırır.
(mesnevi’den)
anne= nefs
annenin korkutması= yokluk, yoksulluk, itibarsız olmak… anneye göre bunlar sultan mahmut gibi dehşet vericidir. gerçekte ise seni manevi olarak yükselten celal tecellileridir. haktan gelen celal tecellileri…



