Sure, Kıssa ve Mitoloji Çözümlemeleriİman ve İnkarKalp - AltbeyinSahabe-i Kiram - 4 Halife - Ehl-i BeytSiyasetŞuur-Yüksek Şuur-Düşük ŞuurZikir (Titreşim Frekansı)

Gökler Ve Yer Onun İçin Ağlamadı

Bir arkadaşım iş yerinden izin almış ve bir gün işe gitmemiş. diğer gün işe gittiğinde odasına girince sanki odasının ve eşyaların boynunun bükük, üzgün ve bir tür yasta olduğunu kalben hissetmiş. daha sonra gün içinde oda yavaş yavaş tekrar canlanmaya şenlenmeye başlamış.

arkadaş bu olayı bana anlatınca hemen aklıma duhan suresi 29. ayet geldi. “yerler ve gökler onların ardından ağlamadı”….

peki böyle bir şey nasıl olabilir?

yerin ve göğün ağlaması ne demektir?

günlük hayatta bizler maddenin cansız olduğunu farz eder ve ona göre davranırız. halbuki bu doğru değildir. evrende cansız ve bilinçsiz herhangi bir varlık mevcut değildir. taşın bile kendine göre bir hayatiyeti ve bilinci vardır.

anlaşılması için şöyle örnek vereyim: faraza insanın bilinçlilik ve hayatiyet mertebesi bir milyarıncı basamakta ise, hayvanınki bir milyonuncu basamakta, bitkininki yüz bininci basamakta, maddeninki ise ellinci basamaktadır(sayılar misal olsun diye verilmiştir).

evet taşın hayatiyeti ve bilinci insana göre yok gibidir, ama yine de “taş cansız ve bilinçsizdir” diyemeyiz. elbette taşın dahi kendi mertebesinde bir bilinci ve canlılığı vardır. dolayısıyla insanın yaşadığı taştan betondan binalar bile sakinlerinden tesir alır. eğer bu ikametgahların sahipleri ehl-i zikir ise, yani allah’ı çok çok anan kimseler ise, duvarlar eşyalar bile insanın yaydığı zikir dalgalarıyla yıkanır ve bir tür sevince, mutluluğa, şevke ve çoşkunluğa gark olur. o dalgaların yokluğunda ise susuz kalmış çiçek gibi solarlar.

kişinin çevreye olan etkisi imanı(kalbinin seviyesi) ile doğru orantılıdır. kişi imanının gücünce daha uzağa yayın yapar, dolayısıyla daha çok alanı etkisi altında tutar. mesela hz. ömer’in “fırat’ın kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, hesabını allah benden sorar” demesi bu çerçevede anlaşılmalıdır.

yani hz. ömer, tüm ülkeye yayın yapabilecek bir kalbe(altbeyne) sahipti. yaptığı zikir ile tüm ülkeye nizam veriyordu. eğer o nizamda bir aksama oluştuysa, bu kesinlikle düzenin kaynağında, yani hz. ömer’in kalbindeki tekleme yüzünden olmalı idi(günümüzdeki siyasilerin bu sözü takliden söylemelerinin hükmü yoktur. zira onların kalbinin dış aleme nizam vermesini geçtik, kendi bedenlerine bile faydası yoktur).

kısacası ehl-i zikir, mertebesine göre mutlaka çevresine yayın yapmakta ve bu yayın da çevreye düzen, sevinç ve çoşku vermektedir. allah’tan gafil olan kimselerin ise ne kendilerine ne de çevrelerine faydaları yoktur. hatta mertebelerine göre negatif yayın yaparak bozgunculukları ve zararları dahi söz konusudur. işte böyle kimselerin ölmesi ile yerler ve gökler sevinir; çünkü zarar verici dalgalardan kurtulmuş olurlar. ehli-i zikrin ölümünden ise üzülürler; çünkü artık o pozitif yayından mahrum kalmış ve suyu kesilmiş çiçek konumuna düşmüş olurlar.

isnetus 03.03.2026 14:41 ~ 14:54

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu