
Truman şov adlı filmin hakikate dokunduğu bir nokta vardır elbette. insan denen bu canlının ne rüyalarını, ne masallarını, ne uçuk hayallerini, hatta ne de en absürd fantazilerini dahi küçümsememek gerekir.
zira onların hepsinin çekirdeğini hakikat yurdundan kopup gelmiş bir kıvılcım teşkil eder. hiçbiri boş değildir. zaten o kıvılcım olmasaydı insanların ilgisini çekemezdi. ancak o hakikat kıvılcımının çokça beşerin çerine çöpüne bulanmışlığı da söz konusudur. onları ayıklamak çetin bir iştir. her babayiğidin harcı değildir.
truman şovda işlenen konu, tevhid(la ilahe illallah idrakı) yolcularının uğradığı zorunlu duraklardan birdir. bu aşamada kişi, varlık zemininde yalnızca kendisinin ve hakkın bulunduğunu ve geri kalan herkesin birer figüran olduğunu düşünür. hatta figüranların tümünün bağımsız varlıklar değil de, hakkın kendisine gelen değişik değişik görünümleri olduğunu hisseder.
bu idrak noktasına gelen bir arkadaşımız bana mesaj atmış. bir de onun dilinden okuyalım konuyu. belki söz konusu idrak bizde de açılır veya zaten açılmışsa daha da derinleşir:
“isnetus bugün bu konuyu daha iyi anladım sanki. dünyada bir ben bir de allah var ve diğer her şey onun benimle kurduğu iletişim şekli. karşıma çıkan her şey, her insan o’nun tarafından gönderiliyor. amacı beni eğitmek ve o’nu bilmemi, tanımamı sağlamak. bir oyun gibi adeta.
biz hayatımızın başrolündeyken, diğer insanlar konumuna göre yardımcı oyuncu, figüran vs… oluyor. eğer bir figüran iyiye meyilli insan ise, bana fayda sağlayan bir oyuncu olurken, kötüye meyilli kimseler bana ceza olarak gönderiliyor. oyuncular o’nun tarafından sürekli hayatıma dahil ediliyor ve görevi bitince de çıkarılıyor. ta ki dersi alana kadar. o bizimle oyun oynuyor. ama bunu şefkatle, sabırla yapıyor. bana özel hazırlanmış bir oyun sahnesi… bu düşünce içimde inanılmaz heyecan yarattı.
bu bütün yaratılmış insanlar için geçerli bir oyun. biz de cevherimize göre diğer insanların hayatlarına bir takım rollerle o’nun tarafından görevlendiriliyoruz.
olayı doğru mu anladım bilmiyorum ama içimde inanılmaz heyecan yarattı. sindirmek zaman alacak gibi”.



