– İsnetus tövbe etmek, işlediği günahtan pişman olup bir daha işlemeyeceğine dair tanrıya söz vermektir, değil mi?
+ bu dediğini yapan şahsın özrü kabahatinden büyük olur.
– niçin?
+ çünkü varoluşta hakk’tan başka yapıp eden yoktur. tüm fiil o’na aittir. tüm mahlukatı çekip çeviren o’dur. varoluş bir gölge oyunudur. dolayısıyla ancak allah dilerse günahtan dönebilir ve ancak allah dilerse hayra muvaffak olabiliriz. “günah işlemeyeceğim” demek büyük cürettir. kendinde varlık ve güç vehmetmektir.
“allah dilerse” dedik ya…bu sözün hakikatini anlayacak kişiyi de zor bulursun. bu söz esasen varoluşta bir mekanizmaya ve sisteme işaret eder:
günahlar şuurun çocukluk dönemi oyun ve oyuncaklarıdır. çocuk büyüdükçe oyundan, oyuncaktan kendiliğinden kesilir. hep çocuk kalan bir şuur için günahtan kurtuluş yoktur. zira bir çocuğu oyundan alıkoyabilmenin herhangi bir yolu bulunmaz. iş ancak çocuğun büyümesine yani şuurun olgunlaşmasına kalmıştır. ayrıca oyundan zorla ve cebirle alıkonulan bilincin yükselişine de ket vurmuş olursunuz. bilinçler kendiliğinden o kıvama gelmelidir; zorla ve cebirle değil.
– isnetus sen bu izahınla tanrıyı kaşla göz arasında kaybettin. nereye gitti tanrı ve din?
+ şuurun çocukluktan kurtulmasının en önemli alameti de işte bu tür bir din ve tanrı algısından kurtulmaktır. zira senin o sözünü ettiğin din ve tanrı, ağır bir nevroz türüdür. insanların çoğunluğu bu nevroz içinde debelenip dururlar.
– ama isnetus onlar kuran’a uyuyorlar. yani direkt allah’ın sözüne…
+ hayır uymuyorlar. hatta kuran’a uymanın ne demek olduğuna dair en ufak bir fikirleri bile yok. hepsi egemen bağış’ın “bakara makara” seviyesindeler. evet istisnasız hepsi o seviyedeler.
– peki isnetus ateistler kısa yoldan senin bahsettiğin nevrozdan kurtuluyorlar. en haklı onlar mı şimdi?
+ hayır kurtulmuyorlar. onlar yağmurdan kaçarken doluya tutuluyorlar. dini reddedip karşı kutupta sahte bir din örüyorlar. bir komünist, ideolojisi için canını veriyor. ölürken kanıyla “devrim” yazıyor. sonra devrim şehidi olup göklere çıkarılıyor, romantize ediliyor. halbuki sen materyalistsin, unuttun mu? tamamen tesadüf sonucu oluşmuş bir karbon kimyası formusun. yaşa geç işte. ne gürültü patırtı yapıyorsun…
bu komünist örneğini anlamak kolay olduğu için veriyorum hep. diğer materyalist ekoller de aynıdır. hepsi tersinden örülmüş birer din ve mistisizmdir.
demem o ki, ateist olmakla veya başka bir şey olmakla da kurtulamazsın nevrozdan. hatta daha beter batarsın. zira çözüm oraya buraya savrulmakta değil, yüksek şuurdadır. yüksek şuura ulaşan kurtulur. düşük şuurda kalan ise ne yaparsa yapsın, nereye giderse gitsin nevrozdan, saplantıdan kurtulamaz.
şuurun yükselişi diyalektik karakterdedir. diyalektikte, karşıt kutbu yok edersen olduğun yerde çakılır kalırsın. bir basamak dahi yükselemezsin. bu yüzden inkar korkunç bir cürümdür. türk gelini gibi olmak lazımdır. “hem ağlarım hem giderim” demelidir.
(bkz: nevrotik din/#135334448)
bu da çelik’ten tövbe şarkısı:



