Akıl- ÜstbeyinBilinçaltıDiyalektikGüzel Ahlak vs Kötü AhlakKalp - AltbeyinTasfiye ve Tezkiye Süreci

Akıl ve Kalp

Akıl ilk darbeyi kişi ölüm sekeratına girdiğinde alır. ölüm sekeratına düşen kimsede akıl büyük ölçüde işlevini yitirmeye başlar. artık kişi kalbi ile başbaşa kalmıştır. bir diğer deyimle, tüm hayatı boyunca bilinçaltına neler ekmişse onlar bir bir açığa çıkmaya başlar. uygulamaya dökülmemiş bilgilerin niçin faydasız olduğunu da buradan anlayabiliriz. kişi nasıl yaşarsa öyle ölür. nasıl ölürse de öyle diriltilir.

(pazarda ot satan bir adam vardı.

tüm ömrü boyunca pazarda ot sattı.

her daim “destesi beş kuruş” diye pazarda bağırırdı.

bir gün ölüm döşeğine düştü. ahbabı islam geleneği üzere ona kelime-i tevhid’i telkin etti.

ancak adam “destesi beş kuruş” dedi, başka bir şey demedi ve “destesi beş kuruş” diye diye gitti)

bilinçaltında kökleşen ahlak ve inanç tekrarlı ve ısrarlı davranışların neticesinde oluşmuştur. tekrar edilmeyen olgular bilinçaltına yerleşemezler. o yüzden hayırlı olan şeyleri tekrar tekrar yapmak tavsiye edilir. şer ve karanlık olan işleri ise tekrar etmekten şiddetle kaçmak icap eder. hatta şer olan şeyleri anmak, hatırlamak, söze dökmek, üzerinde durmak bile son derece zararlıdır.

ölüm sürecinde zayıflamaya başlayan akıl, ölümle birlikte tamamen ortadan kalkar. dikkat edin burada kastedilen akıl, diyalektik olarak çalışan rasyonel akıldır. yoksa bilincin ortadan kalkması söz konusu değildir. mesela cennetteki insanda rasyonel akıl ve onun faaliyetinin ürünü olan düşünce yoktur. nasıl olsun ki? rasyonel akıl ve düşünce varsa zıtlar da var demektir. zıtların olduğu ve çatıştığı yer de elbet cennet olamaz.

dolayısıyla cennet düşüncenin ve rasyonel aklın olmadığı, her türlü zıttın ortadan kalktığı sonsuz huzur boyutu ve beldesidir. ancak unutmayalım, çatışmanın olmadığı yerde ilerleme de olmaz. bu noktada yaşadığımız dünyanın değerini bilelim. her şeyi burada kazanıyoruz çünkü. cennet veya cehennemi yaşadığımız hayatla şu anda kendi içimizde inşa ediyoruz.

dünya olanca kötülüğüne rağmen şuurun terakkisi için mükemmel bir zemindir. zaten dünyanın varlık hikmeti de budur. dünya pek çok çirkinliğin ve şerrin yuvası, hatta şeytanın ve nefsin ülkesidir.

şeytan, nefs, belalar, musibetler, zulümler ve envai çeşit kötülük…hepsi antitezler hükmündedir. bunlar olmasaydı diyalektik nasıl işleyecekti, şuur nasıl terakki edecekti?

düzen, kusursuz işlemektedir. bazılarının zannının aksine kusurlar bile kusur değildir aslında. onlar da düzenin işlemesi için kuşun çırpan bir kanadına karşılık gelen diğer kanadıdır.


isnetus 15.03.2020 21:05 ~ 23:54 

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu