
Hayatını Doktorlara Borçlu Olan Yazarlar
Buluttan yağmur beklenmez; çünkü bulutu oradan oraya süren rüzgarlar vardır. rüzgardan bekleyelim o zaman yağmuru…o da olmaz… çünkü rüzgarı da harekete geçiren başka faktörler vardır.
tüm nedenler silsilesini takip edersek, aklın ulaşabileceği nihai nokta enerjetik boyut olacaktır. bir kartonun üzerine demir tozu serpelim. altına da bir mıknatıs yerleştirelim. mıknatısın derhal demir tozlarını hizaya soktuğunu ve bir desen oluşturduğunu görürüz.
dünyadaki hatta evrendeki tüm oluşlar ve hadiseler dahi böyle gerçekleşir. hepsi arka planda değişik güç alanları tarafından çekip çevrilirler. din terminolojisinde bunlara melekler denilir.
insan hayatı da bu hakikatten uzak değildir. insanın hayatı dahi tümüyle sözü edilen güç alanları tarafından idare edilirler. bizim yaptığımız yanlış ve sakat işler, ürettiğimiz negatif enerjiler(günahlar), bu güç alanlarını zedeler; hatta kimi zaman tamamıyla ortadan kaldırır. işte o alanın zedelendiği veya ortadan kalktığı noktada hastalık başlar.
hastalıkların kökeni genel olarak budur. gerçek tedavisi yine sözü edilen boyutta yapılmalıdır. direkt madde boyutundan yapılan müdahale ile tedavi gerçekleşir belki ama ilerde aynı yerden veya bir başka noktadan hastalığın tekrar patlak vermesi söz konusu olabilir. patlak vermiyorsa hastanın çektiği sıkıntılar, çileler şuurunda değişime yol açmış ve hastalığın gerçek kökenini ortadan kaldırmış demektir.
bu izahlardan sonra başlıktaki iddiaya gelirsek; hayatımızı hekimlere mi borçluyuz?
esasen bu iddia abestir.
hekimler mevcut evrensel düzen içinde, düzenin kurallarına göre müdahalede bulunurlar. emeklerinin ücretini de bizden talep ederler. ödediğimiz ücret onların emeklerine fiili bir teşekkürdür. sözlü teşekkürü de ilave edersek bizde artık alacakları herhangi bir şey kalmamış olur. artık onlara bir borcumuz yoktur.
sıra iç alemimize dönüp, evrensel düzeni o şekilde kodlayan, şu veya bu vesile bize şifa ihsan eyleyen ve bize şifa imkanı sunan zata şükür kalmıştır:
“şükürler olsun sana ya şâfî”
bir pc oyununda oyunun kodlayıcısı sağa sola medic paketi koymasa, yaralarımızı nasıl tedavi edecektik?
öyle değil mi?
medic paketi iyidir güzeldir ama; asıl marifetin onu sistemde tanımlayana ve oyunu kodlayana ait olduğunu bilmek lazım.
sonuç: kula teşekkür edip Allah’a şükretmemek sol sapmadır; Allah’a şükredip kula teşekkür etmemek de sağ sapma…biri ifrat diğeri tefrittir. unutmayalım: kula teşekkür etmeyen, Allah’a şükretmiş değildir. bu noktada çok ince hakikatler vardır.



