Klasik bir tip gelir, elindeki metne göre cennete şunlar girer, bunlar giremez diye hüküm verir.
bunun üzerine inançsızlar da dahil bilumum tayfa karşı saldırıya geçer, “onun kararını sen veremezsin, ancak Allah verir”. kısır tartışma böylece devam eder gider…
sayısız kez yazdım ama maalesef anlayan pek çıkmadı henüz. tanrı diye bir varlığın olmadığını, böyle bir varlığın insanın aczinden doğduğunu ve bir tür dilek cini mesabesinde olduğunu hep söyledim.
bu hikmetin veciz ifadesi şöyle oldu: ego, dahili bir tanrı; tanrı, harici bir egodur.
tanrı diye bir varlık kabul ettiğimiz anda puta tapmış oluyoruz; ibrahimi bir bilince erdiğimizde ise puta tapmaktan kurtuluyoruz.
ibrahim bilinç şudur: tüm varlıklar ancak ilahi isimler ile kaimdir. ilahi isimler de zat ile kaimdir. zat mertebesinin kainat ile doğrudan irtibatı olmaz. kainat, ilahi isimlerin mazharıdır. melek, şeytan, cin, insan ve tüm mahlukat ilahi gücün açığa çıkış mahalleridir. yani hepsi onun esmasına dahildir.
sen elini açıp Allah’a dua ettiğinde, kendin dışındaki bir güçten yardım istemiş olmuyorsun. Allah esması seni de tüm mahlukatı da kapsıyor zaten. Allah’a dua ettiğinde, kendindeki ilahi özellikleri açığa çıkarmaya çalışıyorsun. sana dışardan yardım falan gelmiyor; yardım özünden dışa doğru taşıyor. cüzi bakış açısından tasarruf eden sensin; külli bakış açısından ise tüm görünümler altında iş yapan ancak allah’tır. o var sadece, başkası yok. tek bir okyanus ve dalgaları var. dalgalar cüzi bakış açısından okyanustan ayrı gibi gözükür. ancak gerçekte okyanustan ayrı değildir.
şimdi gelelim asıl mevzuya: kimler cennete girer?
öncelikle belirteyim, seni cennete alacak biri yok. girersen kendin gireceksin. insan henüz dünyada iken cennete girer ve dünya ölçeğinde ve imkanlarında cennet hayatını tatmaya başlar. cennet kişinin erdiği bir şuur halidir. dünyada kendini huzur olarak gösterir. kabirde ve ahirette ise doğrudan bir yaşantı şeklinde görünür.
sahip olduğun şuur mertebesine göre cenneti veya cehennemi kendinde taşıyorsun. şimdi bak hayatına! acı, gözyaşı, çile, yalnızlık, şikayet, itiraz, çaresizlik, evham, şüphe, tereddüt, gelecek kaygısı, kaçma isteği, kendini uyuşturma isteği, korkular vs. hissediyor musun içinde? o zaman dostum sen cehennemdesin; ateşle azap ediliyorsun. cehennem şimdilik sende böyle açığa çıkmış. ölümden sonra ise direkt yaşantı halinde karşına çıkacak.
tam huzur halindesin, tam güven ve emniyet hissi içindesin, her şey olması gerektiği gibi oluyor, acısı ile tatlısı ile tüm olanlardan razısın…tebrikler sen cennete girmiş durumdasın…
evet, cennete veya cehenneme kendi ayaklarımızla tıpış tıpış yürüyoruz. şuur mertebelerimize göre cenneti veya cehennemi kendimizde taşıyoruz. kaplumbağa gibiyiz. ateşten veya nurdan evimiz kendi sırtımızda…



