Ahirete İnanmayan İnsandan Her Kötülük Beklenir 1
“Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, sorumluluğundan korktular. onu insan yüklendi. doğrusu o çok zalimdir; çok cahildir” (ahzab 72)
o emanet nedir biliyor musunuz?
benliktir.
ama aynı zamanda ayet o üstlenilenin emaneten olduğunu da belirtmektedir. faraza bir arkadaşım bana emaneten altınlarını bıraksa, ben de o altınları sanki bana aitmişçesine satıp yesem içsem, nasıl bir duruma düşerdim? hain, cahil ve zalim olurdum değil mi?
benlik de bir emanettir.
insan hiç de öyle olmadığı halde, “kendine ait gücü, iradesi ve varlığı olan bir birim olsaydı, durum ne olurdu?” varsayımını yüklenmiş, bir de bu varsayımın üstüne evren inşa etmiştir.
işte dünya(denî, aşağı yer, en aşağı boyut) adını verdiğimiz ortam, bu varsayımın sonucunda ortaya çıkmıştır. dünya denilen ortamda her insan adeta tanrı edasıyla faaliyet göstermektedir; çünkü kendini bağımsız irade, güç ve varlık sahibi zannetmektedir. kötülük ve karanlık adına bildiğimiz her şeyi bir ağaç(zakkum ağacı) ve dalları farz edin, işte o ağacın tohumu benliktir; kendini bağımsız bir varlık olarak görmektir.
esasen varoluş bir olasılık bulutundan ibarettir. o bulutta olumlu ve olumsuz tüm manalar vardır. herhangi bir bilinç, nasıl itikat ederse o olasılık bulutu ona göre çökmekte ve somutlaşmaktadır. bu nedenle cennetin de cehennemin de tohumu ve kaynağı kendi bilincimizdir.
insan “ben varım, bağımsız güç ve irade sahibiyim” varsayımında bulunup alacağını aldıktan sonra(marifet), hemen o varsayımı terk edip gerçekliğe dönmekle yükümlüdür. yani emaneti sahibine iade etmesi gerekir(örnek: türkiye süper güç olsaydı ne olurdu? buna göre zihin jimnastiğimizi yaparız, alacağımızı aldıktan sonra hemen ilk pozisyonumuza geri döneriz; çünkü türkiye süper bir güç değildir. kaskatı gerçeklik budur).
peki insan emanete hıyanet eder ve onu sahibine geri vermezse ne olur?
tanrı olmadığı halde tanrıymışçasına davranan bir canlı ortaya çıkar. o sahte tanrısal benliğinden de zincirleme reaksiyon halinde tüm kötülükler doğar. düşünün! insan kendini bağımsız bir güç ve irade sahibi varlık olarak görmese idi, diğer bir varlıktan korkar mıydı?(diğer varlık da bağımsız güç ve irade sahibi değil çünkü), ona haset eder miydi? kin güder miydi? düşmanlık yapar mıydı? hakkını yer miydi? diğerinin malını çalar veya gasp eder miydi? ona eziyet veya zalimlik eder miydi? öldürür müydü?
demek ki neymiş?
emaneti sahibine iade etmeyen insan, karıncayı dahi incitmese, aslında alemin en korkunç canlısı imiş. tüm kötülükler ve şerler, hiç açığa çıkmasa bile, potansiyel olarak onda mevcut imiş. ancak tüm o şerler elbette açığa çıkacaktır. olasılık bulutu onun itikadına göre çökecek ve cehennem denen ortamı onun için oluşturacaktır. neticede taşıdığı tüm potansiyel şer ile yüzleşmek zorunda kalacaktır.



