DiyalektikCennet ve CehennemDünya ve AhiretGüzel Ahlak vs Kötü AhlakHakikatİman ve İnkarŞuur-Yüksek Şuur-Düşük ŞuurToplumsal Bilinç

Antitez 2

Her bozuk, yanlış, eksik ve çarpık görüş bir müddet sonra sizi mutlaka antiteze yani zıt kutba savuracaktır; eğer bilinç çakılıp kalmamış ve ilerlemeye devam edebilmişse… örnek: çok cimri olan bir kimse bilinç olarak ilerlemeye devam edebilirse, bir dönem çok savurgan bir kişiliğe dönüşecektir. iki kutup arasında sayısız defa gidip geldikten sonra nihayet yolu tamamlayacak ve bir üst mertebede karar kılacak, tutumlu ve cömert kişiliğe bürünecektir. kısacası formülümüz şudur: tez-antitez-sentez veya ifrat-tefrit-itidal…

burada verilen örneği tüm beşeri ahlak şubelerine genelleyebiliriz. her ne kadar ayrıntıda sayısız diyalektik süreç(karşıtıyla çatışma veya karşıtıyla sınanma) yaşansa da aslında ayrıntıları da zımnen içeren en büyük ve ana çatışma ekseni iman ve inkar kutuplarındadır…

işte bu büyük savaş ana yol olan ve kuran tarafından sırat-ı müstakim denilen çizgi üzerinde cereyan eder.(fatiha suresinde bürünmemiz gereken mana veya etmemiz gereken dua şu şekilde belirtilmiştir: “bizi istikamet çizgisinde tut; sağ veya sol sapmaya uğratmadan”).

siz bu yola isterseniz sırat köprüsü veya istikamet çizgisi de diyebilirsiniz. görüldüğü üzere sırat köprüsü bile aslında buradadır. nasıl burada olmasın ki? dünyada kendi ellerimizle her an inşa etmekte olduğumuz bilinç bedenimiz ahiretteki fizik bedenimizdir. dolaysıyla esasen ahiret bile buradadır diyebiliriz. insan el an yaptığı her tercihle kendine cennette saraylar inşa etmekte veya cehennemde ateşten evler yapmaktadır.

bu izah toplumsal bilinç için dahi aynıyla geçerlidir. mesela türk milletinin kolektif bilinci tarih içinde seyrine devam ederken, bir dönem hakikat yükü boşaltılmış ve kuru kabuğa indirgenmiş bir din anlayışına kapılmıştı. bu durum istikamet çizgisinden ayrılmaktır. had cezası olarak karşıt kutba savrulmak kaçınılmazdır. işte bu noktada hüküm gelmiş ve türk milleti bir dönem kemalizmin hakimiyetinde yaşamak zorunda kalmıştır. bu dönem tam olarak bitmiş sayılmaz. bu da kolektif bilincimizin hâlâ istikamet çizgisine tam olarak dönemediğinin göstergesidir.

yine batı dünyası ve özelde batı’nın dinamik çekirdeği anglo-saksonlar, benzer bir diyalektik savrulmaya uğramışlardır. vakti zamanında kapıldıkları çarpık, bozuk ve fanatik hristiyanlık inancının had cezası olarak zıt kutupta yani deccalizmde(christ>>>anti-christ) belli bir dönem geçirmeye mahkum olmuşlardır.

bilincin kendi kendini eleştirmesi, o bilincin dışında olup biten bir şey değildir. dolayısıyla çarpık hristiyanlığın deccalizme ve bilimperestliğe dönüşmesi, gerçekte hristiyanlıktan kopmuş olmak anlamına gelmez. bilakis çarpık hristiyanlığın eksiklerini tamamlama, saflaşma ve hakiki hristiyanlığa dönüşme hamlesidir.

bizim de bir asırdır kemalizm zebanisinden dayak yiye yiye aslımıza dönme gayretinde olmamız gibi…

isnetus 07.01.2025 10:36 ~ 10:48

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram, twitter ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu