İman ve İnkarAkıl- ÜstbeyinAnlayışta YenilikDünya GörüşüHakikatİdeolojiKalp - AltbeyinTitreşim FrekansıToplumsal Bilinç

Artık İnanmaktan Vazgeçilen Şeyler

Pek çok kimse din ve allah’a inanmaktan artık vazgeçtiğini söylemiş.

dostum! zaten inanıyor muydun ki, vazgeçesin?

senin inanç dediğin şey, içinde yaşadığın toplumun sana çocukluğundan bu yana empoze ettiği bir öğretiyi körü körüne kabul etmekten ibaretti. o öğreti modern dünya ile pek çok noktada çelişmeseydi, yine reddetme yoluna gitmeyecektin. toplum tarafından programlandığın gibi gelir geçerdin.

seni bu noktalara getiren, büyük ölçüde ortaçağ şartlarında üretilmiş o öğretinin günümüz şartlarında yetersiz kalması olmuştur.

oysa inanç veya daha doğrusu iman, tamamen farklı bir olgudur. pek çok kişi, hatta kendine din bilgini süsü vermiş kimseler dahi, imanın ne olduğunu bilmezler. iman olgusunun körü körüne kabulle uzaktan yakından ilgisi yoktur.

insandaki altbeyin(sürüngen ve memeli beyni) ilk halinde aşağıların aşağısındadır. yani tabiat ve madde seviyesindedir. bu noktada insan doğanın tipik bir memeli hayvanından öte bir varlık değildir. algısı beş duyu ile sınırlanmış durumdadır.

ancak işin ustalarına başvurur ve altbeynin titreşim frekansını yükseltmenin bir yolunu bulursa, o zaman iş değişir. altbeynin frekansı yükseldikçe, o kimsenin algı skalası genişlemeye başlar. daha önce yok sandığı alemleri görmeye veya sezmeye başlar. daha önce hiç haberi olmadığı varlıklar onun görüş veya seziş alanına girer.

işte bu, aynı zamanda o kimsedeki imanın yükselişidir. dikkat ediniz! burada iman artık körü körüne bir kabul değildir; görülene, hissedilene ve yaşananadır. eğer o kimse gerekeni yapabilirse, en sonunda allah’a iman noktasına dahi yükselebilir. yani altbeyni ile veya eski tabirle kalp gözü ile allah’ı görür veya sezer hale gelebilir. işte bu da allah’a iman şartının yerine gelmesidir. hakikat itibariyle, kişi görmediği veya sezmediği bir konuda iman etmiş değildir. imanın hakikati veya hakiki manada iman işte budur.

hakikat ehli halka lütuf göstermişler ve imanı “hakiki iman” ve “sureta iman” olarak ikiye ayırmışlardır. imanın suretinin dahi kurtarıcı olduğunu söylemişlerdir. imanın sureti dedikleri de, hakikat ehlinin sözlerinin üstbeyne bilgi olarak işlenmesi ve onun bir öğreti olarak körü körüne kabul edilmesinden ibarettir.

hakikat ehlinin imanı sabittir. hatta her geçen gün yükselmeye devam etmektedir. onların algı skalası her gün genişlemektedir; tıpkı evrenin sürekli genişlemesi gibi…

avamın sureta imanı için ne yazık ki aynı şeyleri söylememiz mümkün olamıyor. onların şeklen imanı günümüzde ağır saldırı altındadır. onun da tek çaresi, hakikatin sureti olan öğretinin artık yenilenmesidir. bu nedenle gözlerimiz artık son yenileyicidedir.

600’lü yılların medine’sinde yahudiler araplarla kavga ettiklerinde, “siz yakında görürsünüz. bizden bir peygamber gelecek ve işte o zaman hepinizin çanına ot tıkayacağız” derlermiş.

biz de o yahudiler gibi diyoruz, “beklediğimiz yenileyici gelsin, işte siz o zaman bizi görün. türk milleti olarak dünya hakimiyetine oynayacağız”.

isnetus 13.07.2022 18:39 ~ 19:19

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu