Said Nursi’nin Mezarının Bulunduğu Gün
Mesele, Said Nursi’nin kabri, ölüsü, dirisi değildir. ona tapınmacı bir zihniyetle yaklaşma hiç değildir. mesele, onda açığa çıkan ilimdir. kendisi kainatta tecelli eden ilahi isimleri en güzel şekilde izah edebilen sayılı zatlardandır.
onun ekolünü iktidar aracı olarak kullananlar bizleri yanıltmamalıdır. aynı şekilde kendisinde bulunan birçok garip davranışlar da basiretimize perde olmasın. bazen insanda bir maharet/marifet olur ki bin kusurunu örter. bazen de öyle bir kusur olur ki bin meziyetini hiçe çıkartır.
said nursi’nin öyle bir marifeti vardır ki onun hatırına cümle kusurları örtülür kanaatindeyim. şahsen kendisinden çok faydalandım. tefekkür dersi hocalarımdandır…ama nedense nurcularla bir türlü yıldızım barışmadı. ayrı dünyaların insanlarıyız galiba…
askerlik yaparken bunaldığım zamanlar yanına gittiğim bir nurcu arkadaş vardı. onu alır bütün vadiyi seyre dalabileceğimiz, sessiz sakin bir köşe olan su deposuna giderdik. yemyeşil vadi ayaklarımız altında. nurcu arkadaş risale-i nur okurdu, ben dinlerdim. onun niyeti beni cemaatlerine kazanmaktı ama ben aldırmazdım onun fuzuli düşüncelerine. “benden nurcu olmaz, ben büyük doğucuyum”, sen “oku/ikra” derdim ona. böylece askerliğin dertlerini unutur mest olur, tabiatı seyre dalar, esma tecellilerini düşünerek kendimden geçerdim. işte bu da böyle bir anımdır.
not: bir “büyük doğucu” her çiçekten bal alan bir arıdır. ayrım gözetmez. doğu, batı, hind, çin, şu bu…sonra, hikmet balını anlayış peteğine doldurur ve milletinin istifadesine sunar…



