
Engelliler.biz O An Kategorisi
Her şeyin bir ifratı, bir tefriti ve bir itidal haddi vardır veya bir başka tabirle tez, antitez ve sentezi vardır.
bir engelli gördüğümüzde, bu ancak bizde şükre neden olmalıdır. o an allah’a dönüp bize verdiği sağlık ve sıhhat için şükretmeliyiz. tabi sözle “elhamdülillah” demek, şükrün sureti ve yalnızca kapısıdır. şükrün hakikati ise yüksek bir islami bilince ermek ve o bilinçle yasaklardan kaçınıp ve farzları yapmaktır.
“biz de engelli adayıyız” demek negatif bir yargıdır. bu yüzden evham ve vesvese kapsamına girer. dolayısıyla bu tür tavırlardan, düşüncelerden kaçınılmalıdır.
ayrıca böyle bir yargı, tesadüflerle dolu bir alemde başıboş ve gelişigüzel yaşadığımız vehmine dayanmaktadır. materyalist bir bakış açısıdır bu. bir materyalist ancak gafletle ayakta kalabilir. yoksa günlük hayatını dahi sürdüremezdi.
“dünya adlı gezegende hayatı oluşturan şartlar tamamen tesadüfi olarak oluştu… insan türü de yine tesadüfi olarak gelişti…hayatımızın hiçbir anlamı yok…dün yoktuk, yarın yine yok olacağız ve ebediyen de yok kalacağız…günlük hayatımızda da başımıza her an her şey gelebilir. merdivenden kafa üstü çakılıp ölebiliriz vs…”
adamlar resmen şaka gibi. böyle bir dünya görüşüne sahip olan kişi, kendini kendi eliyle cehenneme atmış oluyor haberi yok. gafletle, alkolle, eğlenceyle kendini uyuşturmasa, ateşin azabına tahammül edemezdi.
halbuki hiçbirimiz başıboş değiliz. şu koskoca alemde tek bir toz parçası bile gelişigüzel dolaşmaz. alemin her zerresi, tıpkı mıknatısın demir tozlarını hizaya sokması gibi, arka planda muazzam güç alanları(melekler) tarafından çekip çevrilir. melekler, aslı ilahi isimler olan bilinçli yapılardır.
başımıza gelenler ve gelecek olanlar dahi asla tesadüf sonucu değildir. bela ve musibet konusunda özlü sözümüz şudur:
bela gelmez hak yazmayınca
hak yazmaz kul azmayınca
öyleyse kusurlarımız için tövbe ve istiğfar edelim. ancak unutmayalım ki, tövbe ve istiğfarın dahi hakikati yüksek bilince ermekten ibarettir. yani o günaha tenezzül etmeyecek olgunluğa ulaşmaktır. zira günaha düşen ve günahtan zevk alan kimseler ancak düşük seviyeli bilinçlerdir. çocuk büyüdükçe oyuncakla oynamaktan zevk almaz olur.



