
Hakikat yolunda ilerlemek çok farklı nitelikler ister. bunlar ortalama insanın görüş ve zanlarına aykırıdır.
mesela hakikat yolunda kendi gayreti ile gidebileceğini düşünen, çamura saplanır kalır.
“madem benim gayretim hiçbir işe yaramıyormuş” deyip yan gelip yatanın yine bu yoldan nasibi olmaz.
peki ne yapacağız?
elimizden geleni yapacağız.
bu isterse minicik bir gayret, isterse gece gündüz çalışmak olsun.
elimizden ne geliyorsa o…
maksat, niyetimiz belli olsun. niyetimizi allah’a gösterelim.
allah dilerse üst kısmını lütfu kereminden tamamlar(çok gayretli olmasına ve elinden geleni yapmasına rağmen iyi not alamayan öğrenciye, hoca oldukça müsamahalı davranır malumunuz).
zaten bu işler böyledir.
kendi gücüne güvenen yolda kalır.
lafla değil de minicik de olsa fiili gayretiyle lütfu ilahiyi gözleyen ise bir gün gelir ihsana uğrar ve iş biter.
elden geleni yapmak yeterlidir.
toplumsal çapta dahi aynı ilke geçerlidir. hiçbir zorlamaya, hile hurdaya, yalana dolana, saman altından su yürütmeye, şiddet kullanmaya gerek yoktur. fetö’nün çöküşü işte tam da bu bilinç çarpıklığı yüzündendir.
zorlayan, ancak kendini zora koşmuş olur.
çok cüzi de olsa elinden ne geliyorsa onu yap. gerisini de allah’a havale et geç. bu mülk babanın malı değil; bir sahibi var. her ne oluyorsa o’nun hikmeti dairesinde oluyor.
elinden geleni yaptın mı…mağlup olsan dahi artık üzülme…
galiptir bu yolda mağlup.



