Basın
“Amerika’da ücra kasabalarda olmadıkça bağımsız basın diye bir şey yoktur. bunu siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. içinizden hiçbiri kendi gerçek düşüncelerini yazmaya cesaret edemez, etseniz bile baştan bilirsiniz ki bu yazdıklarınız asla basılmayacaktır.
bana, samimi düşüncelerimi çalıştığım gazeteye yazmamam için haftada 150 dolar veriyorlar — sizlerin durumu da aşağı yukarı benimkiyle aynı. ve gerçek düşüncelerinizi yazma ahmaklığını yapacak olursanız sokaklarda kendinize başka bir iş ararsınız. new york gazetecilerinin işi hakikati ortadan kaldırmak, dobra dobra yalan söylemek, saptırmak, iftira etmek, yaltaklanmak ve günlük ekmeği uğruna halkını ve ülkesini satmaktır.
“bağımsız basın” kutlaması yapmanın ne büyük bir budalalık olduğunu siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. bizler sahne arkasındaki zenginlerin oyuncakları ve kullarıyız. bizler hoplayıp zıplayan kuklalarız; iplerimizi çekiyorlar ve bizler de oynuyoruz. yeteneklerimiz, imkânlarımız ve hayatlarımız başka insanların elinde. bizler entellektüel fahişeleriz.”
(john swinton, the new york tribune’ün 1880’lerdeki editörü, meslektaşlarına hitaben yaptığı konuşmadan)



