Tevhid AnlayışıŞeytan

Besmele 1

Çocukken yemeğe oturduğumuzda annem bize besmele çekmemizi öğütlerdi. aksi takdirde şeytanın yemeğimize ortak olacağını söylerdi. benim de hayalimde pis, eciş bücüş, sinsi, cücemsi bir yaratığın gelip yemeklerimizi aşırdığı canlanırdı. şöyle tavandan daireler çizerek inerdi.

tabii artık bendeki şeytan algısı çok farklı. besmele ise tamamen ayrı bir boyut.

bir aynaya baktığınızı düşünün. siz ne yaparsanız aynadaki görüntünüz de aynısını yapacaktır. tasavvuftaki “asıl ve gölge” kavramı için ayna örneğini vermek zorunda kalıyoruz ancak madde boyutunun sınırları yüzünden bu misal biraz kısır kalıyor çünkü maddi yapıların gölgeleri ölüdür. 

nur boyutunda ise olay biraz daha farklı. mesela nurani alemde bir melek aynaya bakacak olsaydı, aynadaki görüntü de bir nevi hayata mazhar olacak ve o meleğin ikinci dereceden bir kopyası ve görünümü olacaktı. bu görüntü, irade dahil aslın tüm özelliklerini gösterecek ama makam olarak aslının bir aşağısında yer alacaktı. meleğin iki ayna arasında durduğunu ve görüntünün sonsuzda oluştuğunu tahayyül edin. sonsuz tane melek kopyası ortaya çıkardı. evet her biri canlı, diri ve iradeye sahip. 

bu mekanizma aynı zamanda bir tane meleğin nasıl her mekanda bulunabildiğinin de teknik izahıdır. hatta iblis’in bir tane olmasına rağmen nasıl her bir insana musallat olabildiğini de açıklar. evet iblis melek değildir ama o alemin sırlarını taşımaktadır. tüm melekler ve dahi iblis, birer kopyalarını tek tek her bir insan ferdine bırakmaya kabiliyetlidirler. bunlar kopya olduğu için aslının tüm özelliklerini gösterir ama gücü bırakıldığı insanın seviyesine denktir. bir kimse bilinç olarak ilerledikçe ondaki iblis de paralel olarak güçlenir çünkü aynalık kabiliyeti artmıştır ve daha üst seviyeden bir gölgeyi barındırabilir hale gelmiştir.

şimdi meselemizi toplar ve ana mevzuumuza dönersek, son tahlilde insan hakkın aynadaki bir görüntüsüdür. aslın tüm özelliklerini gösterir. “rahman insanı kendi suretinde yaratmıştır”. bu görüntünün kendine özgü bir iradesi dahi vardır ancak bu irade, aslının gölgesidir. bu mesele de kader konusunun sırrını barındırır ama ince bir mesele olduğu için şimdilik oraya girmeyelim.

“alemlerin rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz” (tekvir 29)

aynadaki görüntü yani insan, kendine özgü iradeyi kullanırken git gide asıldan perdelenmeye ve ayrı bir bilinç olduğu vehmine kapılmaya başlar. ancak bu bir ilüzyondur ve gerçekliği yoktur. ancak madde aleminin meşguliyetleri ister istemez şuuru o noktaya çeker ve asıldan kopartır. işte besmele bu noktada bir ilaçtır ve bizi tekrar asılla irtibatlı kılar. besmele ile aslın gölgesi olduğumuzu hatırlar ve bizde yapıp edenin hep hak olduğu algısına tekrar rücu ederiz; tevhid idrakına sahipsek eğer.

“onlara attığın zaman sen atmadın, fakat allah attı” (enfal 17)

isnetus 03.05.2017 07:43

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu