Bilimsel Bir Açıklamaya İnanmamak 1
Dünya ve ahiret ayrımı yapmak kanaatimce yanlıştır çünkü böyle bir eğilim, laik-seküler anlayışın simetriğinden başka bir şey değildir.
dolayısıyla, “dünya onların ama ahiret bizim” gibi bir görüş, züğürt tesellisidir. yüksek idrak sahipleri için “dünya-aşağılık yer” kavramı söz konusu olmaz. onlar en sıradan işleri bile, niyet tashihi ve marifet ile ahiret kazancına dönüştürmeyi bilirler.
mesela, bütün canlılar beslenmek zorundadır. halbuki marifet ehli, böyle bir behimi(hayvansal) faaliyeti bile tefekküre vesile kılarlar. onlar padişahın(hakkın) huzurunda, onun sofrasında, onun ikramlarını yerler. böylece hem fikir, hem zikir, hem de şükür amelleri gerçekleştirilmiş olur.
dolayısıyla varlığa dair her bir ilim, insan için tefekküre birer vesiledir ve de onlar laf olsun diye yaratılmamışlardır. her biri insanoğluna olgunlaşma yolunda birer derstir.
üstelik varlığa dair hikmetlerin keşfedilmesi ve bilinmesi, insanı Allah’ın “alim” ve “hakîm” isimlerine ulaştırır yani Allah’ı bu isimler yönünden tanımayı mümkün kılar.
gerçekte “her ilim bir marifettir, her marifet de bir ilim”
yani temeller doğru atılmak kaydıyla, ilim ve fikirdeki her gelişme insanı Allah’a daha çok yaklaştırır. ancak batı’nın maddenin yüzeyine hapsolmuş ve nurani boyuta geçememiş ilmi, tam tersi sonuç veriyor. çünkü deccal’ın tek gözü kördür. maddeyi görür ama manayı görmez.
not: benim tavrım, “bilimsel bir açıklamaya inanmamak”tan ziyade “bilim” denilen paradigmanın çerçevesine girmeyi reddetmek. çünkü buna bir kez paçayı kaptırırsanız artık gerisi çorap söküğü gibi geliyor.



