Sanayileşme Süreci ve Altyapı

Çandarlı Halil Paşa

Tüm tarım toplumlarında zorunlu olarak büyük toprak sahibi bir soylular sınıfı teşekkül eder. bunlar batı’da lordlar, bizde beyler, japonya’da ise daimyo’lardır.

çok kaba bir bakış açısıyla söylersek; batı’da kral, aslında lordlar heyeti başkanı gibi bir şeydir. onun sancağı diğer lordlardan azıcık daha ihtişamlıdır o kadar.

tarım toplumlarında merkezdeki monark ile çevredeki lordlar/beyler arasındaki çekişme ortaçağ toplumlarının başlıca iç politik kavgalarını oluşturur. lordlar, daha bağımsız olmak isterken, merkezdeki monark ise daha güçlü olmak istemektedir.

mesela roma’da senato büyük toprak sahiplerinden oluşur ve merkezi iktidarı olabildiğince zayıf tutmak için kralı kovmuş ve yerine bir yıllığına iki konsül atamıştır. düşünün adamlardaki tedbiri… iki tane atıyor ki, konsülün biri gücü eline geçiremesin. bir yıllığına atıyor ki, iktidara kök salamasın. buna da cumhuriyet demişler. halbuki düpedüz aristokrasi bu. soyluların hegemonyası… sezar’ı öldürmelerinin sebebi de aynı. başlarına kral istemiyor soylular.

tarım toplumlarındaki merkezi iktidarlar da lordlardan/beylerden yaka silktikleri için karşı tedbirleri alma yoluna gitmişler. bu tedbirler özellikle doğuda başarılı olmuş. merkezi iktidar soyluların kökünü kurutmak için köle-bürokrat sistemini getirmiş. dikkat edin roma’da soylular süreli ve kısıtlı güçlü kral ikamesi konsülleri iş başına getirirken, doğu toplumlarında bunun tam simetriğini uygulama yoluna gidilmiş. merkezi iktidar bürokrasiyi, yönetimi ve toprakları köksüz, dışardan getirilmiş ve köle sayılan adamların eline vermiş. bunların gücü de kendi hayatları ile sınırlı. gerektiğinde köksüz oldukları için kolayca kelleleri uçurulabiliyor. padişahların köklü aile kızları ile değil de, yabancı kökenli cariye almalarının nedeni de yine aynı.

selçuklusu, osmanlısı, mısır memlukları, gaznelisi vs. doğu devletlerinin tamamının yegane hedefi, her ne pahasına olursa olsun, bir soylular sınıfının teşekkül etmesinin önlenmesidir. zira bunların çıkarı, merkezi iktidarların zayıf olmasıdır. doğu gibi açık ve geniş anakaralarda kurulan devletler için bunun anlamı kısa sürede parçalanmadır. batı avrupa’da ise coğrafya bir çok engellerle(dağlar, nehirler vs) parçalanmış olduğu için soylular sınıfına rağmen devletler daha istikrarlı olmuştur. ancak soylularla merkezi iktidarın mücadelesi hiç bitmemiştir.

çandarlı halil paşa’nın idam edilmesinin de tek anlamı budur. fatih, doğu mantalitesi gereği bir türk soylular sınıfı istememektedir. daha doğmadan bunları yok etme yoluna gitmiştir. çandarlı halil paşa’nın hain olması gibi iddialar boştur.

doğunun hali hep bu olmuş:

tarım toplumu aşamasında bir tür sosyalist/kolektivist model geliştirmişler. (osmanlı, selçuklu vs..)

sanayi toplumu aşamasında da aynı şeyi yapmışlar(sovyetler birliği)

gariptir ki, hem tarım toplumu aşamasında hem de sanayi toplumu aşamasında kolektivist model, bireyci modele karşı mağlup olmuş. ilginçtir mesela japonya da ortaçağ döneminde lordların/daimyoların yok edilmediği bir ülke. ada oldukları için gerek kalmamış demek ki…japonya anakaraya bitişik, açık bir arazi olsaydı tersi olurdu muhtemelen. sanayi toplumu aşamasına geçmeyi başarmış ilk doğulu toplum da japonlar… aradaki alakalara dikkatinizi çekerim.

isnetus 04.06.2020 09:13

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu