
Kuran okuyanlar bilir.
israiloğulları bir zamanlar allah’ın seçtiği millet idi.
allah’ın seçtiği millet kavramı yanlış anlaşılmaya oldukça müsaittir. kafasında hayali bir tanrı imajı yaratanların bu kavramı da derhal yanlış yorumlamaları kesindir; tıpkı dine dair diğer ne varsa yanlış yorumlamaları gibi.
olayın aslı şudur:
her milletin kendine özgü bir kişiliği vardır. diğer milletlerinkinden farklıdır ve bir tür kolektif bilinçtir. onu söz konusu milletin tüm bireylerini kapsayan ve kuşatan enerji alanı gibi düşünebilirsiniz.
o kolektif bilincin dahi tarih içinde bir seyri ve gelişimi vardır. tarih içinde evrile kıvrıla akar. yani ilerleyişi diyalektik karakterdedir.
hangi millet hak ve hakikate daha çok hizmet ederse, “allah’ın seçtiği millet” kavramının mazharı olur. bu makam teorik olarak her millete açıktır. kim daha çok hizmet ederse, makam onundur.
marifetin babası hz. ali’nin de beyanı üzere, ahir zamanın sahibi türklerdir. türkler geçmişte hak ve hakikate hizmet ettikleri gibi, gelecekte de çokça hizmetleri görülecektir.
böyle bir millete ters düşmek, hele de silah çekmek ancak karanlık orduların, şeytan ve deccalın ve de bunların hizmetkârlarının harcı olabilir.
böyle bir millete düşmanlık yapmaktan ve bilhassa da silah çekmekten sakınınız.
tüm evrenin gazabını üzerinize çekersiniz ve hikmet-i ilahiye izin verdiği anda da sinek gibi ezilirsiniz.
kimse bizi uyarmamıştı demeyesiniz.



