
Bir zamanlar uzay yolu dizisinden bir bölüm izlemiştim. o bölümde elemanlar çok güzel bir gezegene iniyorlardı. önce herkesin bilinçaltında arzuları gerçekleşmeye başlıyor ve herkes mutlu oluyordu. ancak bir müddet sonra işler çığırından çıkmaya başlıyordu; zira çok korkunç olaylar, ölümler, cinayetler de ortaya çıkmaya başlamıştı.
neticede gezegenin sırrını keşfediyorlar ama kaçarcasına ordan uzaklaşmak zorunda kalıyorlardı. olayların sırrı şuydu: gezegende çok farklı bir enerji kaynağı vardı ve bu enerji insanların bilinçatında ne varsa somut olarak onların karşısına çıkmasını sağlıyordu. bu enerji iyi veya kötü değildi sadece bilinçaltında ne varsa onları materyalize ediyordu. iyilik veya kötülük insanın kendinde idi.
ölüm ötesi durumlarda bir ölçüde o uzay yolu bölümünde anlatılan duruma benzer. dünya hayatında tıpkı bir geminin çapa atması gibi kesif maddeye sıkı sıkıya bağlıyız. maddenin kesafeti elbette bizi tabiat seviyesine çeker ve süflileştirir; ama bunun bir de iyi yönü vardır ki, o da denetimsiz bir şekilde bilinç okyanusunda kaybolmamızı önler.
işte ölümle beraber maddeye bağlılığımızdan ve bizi stabil hale getiren çapamızdan kurtuluyoruz. artık bilincimizde ne varsa sınırsız bir şekilde onu yaşamaya başlıyoruz. bu yaşantımız rüya veya matrix ortamı cinsindendir ama bize gayet somut gelecektir.
ölümle beraber naklolduğumuz ortam sınırsız olasılıklar alemidir. o olasılık bulutunu bizim bilincimiz kendine göre somutlaştırıyor. bilincimizde ne varsa olduğu gibi çevremiz ve yaşantımız haline geliyor. (önce berzah, kıyametten sonra ahiret ortamı. berzah rüya, ahiret reeldir)
ya bilinçaltımız kirliyse?
bir sürü korkumuz, endişemiz, güvensizliğimiz, inançsızlığımız, işlediğimiz suçlar, kibir, ego vs. varsa?
olasılık bulutu tarafsızdır. sahip olduğunuz bilinci otomatikman somutlaştırıp size sunar. artık gerisini siz tahayyül edin. sonra da kimseyi suçlamayın. cehennemde ateş yoktur. herkes ateşini dünyadan götürür. cennet de çorak bir arazidir. oranın tüm güzellikleri dünyadan götürülür. bunlar namaz, oruç, zikir, fikir ve güzel ahlaktır.
cennete gitmek isteyen kalbini tasfiye etmelidir; yani bilinçaltını arındırmalıdır. bu gerçekleştiğinde kişi muazzam bir huzur sahibi olur ve yüksek bilince kavuşur. aslında o daha dünyada iken bir nevi cennete girmiş hükmündedir.



