
Cumhur; halk, topluluk, kitle demek.
cumhuriyet de halkın yönetimi demek oluyor.
sizce çin halk cumhuriyeti, bir cumhuriyet midir? çin’i halk mı yönetmektedir, yoksa bir avuç komünist partisi yetkilisi mi?
peki ya ingiltere?
ingiltere resmi olarak bir krallıktır. peki ingiltere’yi bir monark mı yönetiyor, yoksa serbest seçimler yoluyla halk mı?
antik yunan’da, atina bir cumhuriyet idi. yöneticiler atina vatandaşlarının oyu ile seçiliyordu. roma dahi bir dönem güya cumhuriyet idi. cumhuriyet dedikleri de büyük toprak sahiplerinden oluşan senato’nun yönetimi idi.
demem o ki, isimler tabelalar bir şey göstermiyor. işin aslını anlamak için reel duruma bakmak icap ediyor.
cumhuriyet halk partisi…
türkiye’de tek parti diktatörlüğü rejiminin kurucu partisi…güya cumhuriyet ilan etmiş…güya halkın partisi imiş…kariyerine yalan dolan ve üçkağıt ile başlamış bir parti…
dikkat ediniz! ben tarihte olanları kınamıyorum. zira benim görüşüm, “tarihte her ne olmuşsa, öyle olmak zorunda olduğu için olmuştur; başka türlü olamayacağı için öyle olmuştur” şeklindedir; ama yalanları kınayabilirim.
tarım toplumlarında demokrasi veya cumhuriyet olmaz. bu yönetim tarzı ancak sanayi ve/veya ticaret toplumlarında var olabilir. mesela eski yunan’daki atina tüm akdenizde kolonileri bulunan müreffeh bir ticaret devletiydi ve demokrasi ile yönetiliyordu; ama komşusu sparta tipik köleci bir tarım toplumu idi ve krallıkla yönetiliyordu.
türkiye’nin, çok kabaca, 1980’lere kadar tarım toplumu yapısında olduğunu iddia edebiliriz. bu nedenle türkiye başlangıçta tek parti yönetimi ile idare olunurken, sonraları da asker vesayeti altında hayatına devam etmiştir. askerin süngüsü olmadan çok partili rejim, gayet normal olarak, bir tarım toplumunda yürütülememiştir.
evet, tarım toplumlarında cumhuriyet veya demokrasi hiçbir şekilde yürütülemez. bilakis orada bir avuç seçkinin diktatörlüğü zorunlu olarak ortaya çıkar. chp dahi işte kariyerine bu şekilde başlamıştır. tarım toplumun seçkinleri için diğer en önemli mesele de ideolojidir. seçkinler kitleleri güdebilmek için mutlaka bir ideolojiye ihtiyaç duyarlar. ortaçağ boyunca ideoloji hep klasik dinler şeklindedir. chp ise çok farklı bir dünyaya gözlerini açtığı için, söz konusu ideoloji modern çağın ideolojisi “bilimsel pozitivist paradigma” veya kısaca “bilimperestlik” dini olmuştur.
chp özünde bir tarım toplumu eliti iken, anglosaksonların üstyapı kurumlarını yüzeysel olarak türkiye’ye taşımıştır. cumhuriyet, halk, bilim söylemleri hep bu nedenledir.
chp’nin her şeyi baştan aşağı yüzeysellikten ibarettir. zira anglosaksonların üstyapı kurumlarını, hukukunu gerçekten transfer edebilmek için türkiye’nin sanayi toplumu aşamasına ulaşmış olması gerekmektedir. diğer türlü sadece onları ismen, şeklen ve görünüm olarak transfer edebilirsiniz. realitede ise bir avuç seçkinin köylüler üzerindeki diktası bilâkayduşart devam eder. zaten köklerden gelen bu eğilim yüzünden chp’liler sürekli halkı cahillikle suçlamaya devam edegelmektedirler.
kendileri güya aydınlamıştır… gerçekte ise aydınlanmaktan çok uzak yüzeysel taklitçidir bunlar. batıya karşı son derece ezik, aşağılık kompleksinde ve beyaz efendiye karşı zenci psikolojisi içindedirler. rasyonel ve objektif düşünce semtlerine uğramamıştır. çocuk akıllıdır hepsi.
dogmatik müslümanlara parmak ısırtacak kadar da nevrotik birer kült tapınıcısıdırlar. bunların kült tapınıcılığı konusunda dünyada tek rakipleri kuzey koreliler olabilir ancak. şahsen ben karar vermekte zorlanıyorum: bunlar mı daha iyi külte tapınıyor, yoksa liderleri ölünce bağıra çağıra ağlayan, kendini yerlere atan kuzey koreliler mi, bir türlü karar veremiyorum.
chp’ye tavsiyeler:



