Tasavvuf (Seyr-i Süluk)Aşk - SevgiPeygamberler

Dostluk

Dostluk yani hullet Hz. İbrahim’in makamıdır. Allah, ibrahim’i kendisine dost edinmiştir. şimdi mektubat’tan konunun sırlarını kurcalayalım; dostluğun, sevgi ve aşk ile farklarını görelim:

“hulletin(dosluğun) kendisi, maişet içi bir maişet, ferah için bir ferah, üns içi bir ünstür. herhalde bu manadan olacak ki; sübhan hak, halil’inin ecrini, mihnetler yeri olan dünyada verdi. keza ahirette de… şöyle buyurdu:

“onun ecrini dünyada verdik; ahirette dahi o salihlerdendir.”(29/27)

muhabbet, hüznün ve elemin menşei olduğuna göre; kimde ki mahabbet ağır basar; ondaki elem ve hüzün pek ziyade olur. bu manadan olarak anlatıldı ki:

-Resulullah (sav) efendimizin hüznü devamlı idi.

ve o şöyle buyurdu:

“bana edilen eziyet, hiçbir peygambere edilmemiştir.”

çünkü, muhabbet husulünde, insan fertlerinin kâmili, Resulullah (sav) efendimiz idi. yine Resulullah (sav) efendimiz mahbub(sevilen) idi. lâkin, orada

muhabbet nisbeti hasıl olduğundan; mahbub, muhibb(seven) gibi hayran ve dalgın oldu.

bir kudsi hadiste şöyle buyruldu:

“dikkat ediniz, ebrarın(iyi insanlar) bana şevki arttı. ama, benim onlara şevkim daha şiddetlidir.”

üstteki manadan ötürü, yine meşhur sual burada sorulabilir ki, şudur:

-şevk, yitirilen bir şeyedir. halbuki, sübhan hakka göre yitirilmiş bir şey yoktur. bu durumda, ondaki şevk nedir? en şiddetli şevk ne oluyor?

bunun cevabı şudur:

muhabbet kemalinin iktizası, ikiliğin kalkması ve muhibb ile mahbubun ittihadıdır(birleşmesidir). böyle bir şey olamayınca, şevk mevcuttur. ittihad temennisi, mahbub(Allah) canibinden olduğuna göre; herhalde muhibb, mahbubun visali ile kanaat edecektir. zaruri olarak, mahbub tarafından dahi şevk ziyade olacaktır. hüznün devamı ise, habibin sıfatından sayılacaktır.

burada bir başka soru da şöyle olabilir:

-sübhan hak, bütün işlere kadirdir. her dilediği kendisine müyesser olur. onun hakkında, kaybolan bir şey yoktur ki; şevk tahakkuk etsin.

bunun için şu cevabı veririm:

-yüce Allah’ın iradesi ve muradı dışında bir şeyi temenni etmesi onun iradesine ters düşmez. lâkin şu caiz olur ki, bir işin temennisi buluna; amma, onun husulü için irade olmaya. onun vücudu dahi murad olmaya.

bir mısra:

aşkta öyle işler olur ki, hayretten öte…

bazen da, aşkta mücerret matlub elem için olur. vasıl olmak asla düşünülmez. belki de, vuslat istenir amma mahbub ile ittisalden kaçılır. bu kısım, aşkın cinnetleri kısmındandır. hatta, aşkın güzellikleri arasındadır. tatmayan bilmez.”(500. mektuptan)

isnetus 18.12.2018 13:43

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu