Dua 6
Allah’ın ihsanları ve bağışları iki özelliğe sahiptir. birisi cemâl elinden diğeri de celal elinden verdikleridir.
ihsan ve bağış denilince sadece cemal elinden aldığımız ve bedenselliğimize ve
ruhsallığımıza tatlı hazlar verenleri anlıyoruz. halbuki hastalık, kıtlık, ölüm ve benzeri
olaylar her ne kadar sebeplerle bize ulaşsa da aslında celal ağırlıklı ve cemal açılımlı
dağıtılan ihsanlar ve bağışlardır.
birimsel varlığımıza gelen ihsanlar, bağışlar hangi ağırlıkta olursa olsun… doğamızın
hoşuna gitsin gitmesin… bizim bilincimizin bilerek ya da bilmeyerek oluşturduğu
istekleridir, duâlarıdır.
meselâ kapıya üç tane çıplak ayaklı dilenci gelse, birisi çıplak ayaklarını göstererek
“bana ayakkabı ver” dese… diğeri de sadece çıplak ayağıyla orada beklese, üçüncüsü
de ayağının çıplak olduğunu bilemeyecek kadar kendinde olmasa, üçü de ayakkabı
istemiş olur. birisi dili ile istemiştir. diğeri çıplak ayaklı hâli ile istemiştir. üçüncüsü ise
hem konuşmadan hem de kendi hâlini bilmeden istidatı ile (potansiyel durumu ile) istemiştir.
varlık o üç dilenci gibi her an hak‘ın zâtının huzurunda aynı anda üç hali ile istek (duâ) durumundadır. dilimizle bizim için faydalı ya da zararlı olacak şeyleri bilemeden isteriz.
hâlimizin duâsı daha kuvvetlidir, dilimizin duâsını sürekli bozup engellemektedir. hâl
duâmızın daha net istekleri olmasaydı, dil duâmızla bir dakika içinde hem kendi
dengemizi hem de dünyanın dengesini alt üst ederdik. üçüncü duâ halimiz olan
potansiyel kabul durumumuz (fıtratımızın ihtiyaç dili), gerçek ihtiyacımızın ne olduğunu bilemememiz ise hâl duâmızdan daha etkin olup bizi zorunlu olarak gerçek duâ kulluğuna yükseltmektedir.
(füsus’tan)



