Ego, dahili bir tanrı; tanrı, harici bir egodur.
egosuna mağlup olmuş kişi, en kaba seviyede tanrısı ile kavgalıdır. onunla sürekli çekişir.
ben ne yaptım da bana böyle davranıyorsun?
olmadık belaları başıma niye açıyorsun?
yeter rahat bırak artık beni; kendi işine bak!
iki kadeh içtim diye şimdi beni cehenneme mi atacaksın? ne zararı var sana? olmaz olsun senin gibi tanrı!
ve bunun sayısız çeşitlemeleri halinde itirazlar, çekişmeler, zıtlaşmalar…
tanrısı ile kavga eden, şuurun en düşük seviyesindeki kişidir. tasavvuf ehlinden rıza makamını öğrenirse, tanrısı ile iyi geçinmeyi deneyecektir; belki sonuç alırım ümidiyle. tabi o da boş iştir.
ego sahibinin tanrısına sırt çevirmesi, görmezden gelmesi, yok sayması ise başka bir seviyedir. bunlar genelde “ben ateistim” falan diye dolanırlar ortalarda. o da hikayedir elbette.
egonun hariçteki görünümü olan tanrı veya muhyiddin-i arabi hazretlerinin tabiriyle “mevhum ilah”tan yardım gelmez. ona karşı hangi türden kapris yaparsanız yapın, yardım görmeniz imkansızdır. sizin yarattığınız hayali tanrı, size nasıl yardım etsin? var olmak için bile size muhtaçken.
bir de din ve tasavvuf ehlinden olan ego sahipleri vardır. bunlar başlangıç itibariyle kamil insandan bir parça faydalanmışlar, ancak sonra tekrar egonun ağına düşmüşlerdir. bu arada elde ettikleri haller nedeniyle doğru yolda olduklarını sanırlar. bunlar egolarını genelde kuran ve peygamber kisvesi ardına saklarlar. ibadete düşkündürler. tanrı ile aralarını iyi tutmaya özen gösterirler.
çok enteresan bir ego hilesidir bu. hz. ali’ye isyan eden hariciler, kuran’ı herkesten iyi bilirlerdi. secde etmekten alınları nasır tutmuştu. ancak ne secdeleri, ne çok kuran okumaları onları kurtaramadı; zira kamil insana tâbî olmadılar.
halbuki onlar kamil insana tâbî olmanın asıl, geri kalanın teferrruat olduğunu idrak edemediler ve peygamberin de hakkın da, kamil insanın iç boyutlarında mevcut olduğunu; kâmil insanı inkar edenin, hem peygamberden hem de haktan mahrum kalacağını bilemediler.
haktan uzak kalmak nedir?
lanettir!
iblis gibi lanetli olmaktır.
iblis, kamil insana secde etmedi ve lanetlendi; yani haktan uzak düştü.
sen de ustaya ve onun kalfasına gereken edebi göstermelisin. aksi takdirde haktan fersah fersah uzak düşersin. kendini kandırmak için de namaza, kuran’a, ibadete daha da bir sarılırsın. çok ibadet eden ama nedense insanların hiç sevmediği bir tip olur çıkarsın. zaten dünya da üzerine üzerine gelmeye başlar; seni sıkıştırır her yönden; o da şanslıysan…mekr-i ilahi yönü de var bu işin çünkü.



