Evliyalar

Evliya 2

Adam kendisinden uzak bir ülkede bulunan bir velinin bulunduğunu işitir, onun hakkındaki güzel sözleri dinler ve sonra bunun te’siri altında kalarak o veliyi kendi düşüncesinde şekillendirir, onun kerametlerine uygun gelecek bir biçim tasarlar, durur. ve sonra o veliyle buluşunca, onu tasarladığı suret ve biçim üzere görmeyince, o veli olup olmadığında şüpheye düşer.

cezayir’de oturan bir adam, fas’ta bulunan bir velinin ismini ve ününü duymuştu, ondan nakledilen birçok kerametler dinlemişti. böylece o veliyi büyük bir şeyh, heybetli, azametli ve muhteşem bir zât olarak düşünmüş ve kafasında şekillendirmişti.

bir gün kalkıp fas’a onu görmeye, esrarından yararlanmaya geldi. şehre girince o velinin evini sordu, kendisine gösterildi. o sanıyordu ki, o velinin kapıcıları, hizmetçileri vardır, kapısının önünde nöbetleşe beklerler. gelip kapıyı çaldı, veli kapıyı açıp dışarı çıktığında, adam ona :

«efendim, sizden ricam beni şeyh hazretleriyle görüştürünüz» dedi. çünkü onu kapıcı zannetmişti.

veli ona dikkatle baktı ve :
— kendi memleketinden ziyaret etmek için ve sohbetine
katılıp yararlanmak niyetiyle buraya kadar gelerek görmek istediğiniz o şeyh benim, başkası değildir.
adam biraz duraklar gibi oldu ve :
— efendim, ben garip bir adamım, şeyh hazretlerine bü-
yük bir iştiyakla geldim, ne olur beni ona götür, bu konuda
bana yol gösterici ol.. Allah sana merhamet etsin.
çünkü adam kapıyı açıp dışarı çıkan adamda düşündüğü ve kafasında şekillendirdiği sıfatları göremedi. sandığı gibi azametli, heybetli bir adamla karşılaşmadı.
bu kez veli ona dedi ki:
— ey miskin! senin arzu ettiğin zât benim.
adam dayanamadı, tekrar etti:
— a efendi, size söylemedim mi, ben garip bir kimseyim,
beni şeyh hazretlerine götürün, onu görmeğe geldim. halbuki
sen benimle alay ediyor, sözümü ciddiye almıyorsun.
o veli üzülerek şunu söyledi:
— Allah aramızda bulunuyor, seninle hiç alay eder miyim?
bir sonuç alamayan adam :
— Allah senin hakkından gelsin, dedi ve ayrıldı. çünkü kafasında düşünüp şekillendirdiği gibi bir zat göremeyince ümidi kırılmış, ayrılmaktan başka bir şey düşünememişti.

evet, işte bu yüzden nice gönül veren müridler var ki yükseldiği dereceden düşmüştür. zira onlar evliyanın kerametleri hakkında yazılan eserleri okuyup mütalâa ettikleri zaman velileri ona göre tasvir etmiş, kafasında büyüterek onlara ayrı bir azamet atfetmişlerdir. kafalarındaki o sureti veliler üzerine arz edince şüpheye düşmüşler, kitaplarda yazılı olan vasıfları onlarda görememişlerdir.
bazen bir topluluktaki bilgisizlik zamanın bütün velilerini inkâr edecek seviyeye ulaşır. çünkü onlar kafalannda veliliği ve onun gerçekleşmesini bir takım usûl ve kaidelere irca’ edip kalıplaştırmışlardır. 

günlerinde yaşayan bir veliyi kendi ölçülerine vurup inceledikleri zaman ara yerde uygunluk olmadığını görürler ve bu yüzden o adamda velilik bulunmadığını söylerler. bunu özetleyecek olursak :

bu anlayışta olan kimseler vücudu zihin haricinde bulunmayan hayali bir veliye inanırlar. bilmezler ki velilik, sadece Allah’ın kulunu buna lâyık görüp seçmesinden ibarettir ki, hiç bir mahlûk bunu belli ölçülere göre ele alıp bazı kurallara bağlayamaz.

(alıntı-abdülaziz debbağ hazretleri)

isnetus 10.03.2017 21:39

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu