Susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe su verip kurtardığı için cennetlik olan fahişenin kıssasını pek çok kimse duymuştur. o kıssadaki kadın yalnızca cennetlik olmakla kalmamış, allah bizzat kendisine teşekkür etmiştir.
peki o kıssadan alacağımız ders nedir?
hayvanlara yardım edelim, cennete gidelim mi?
sen bir tane değil, bin tane köpeği ölümden eziyetten kurtar, bakalım cennetin kokusunu uzaktan duyabiliyor musun? duyamazsın… çünkü o kıssada anlatılan senin sandığın gibi bir şey değildir.
gerçekte köpeğe su verme hadisesi o fahişe kadın için bardağı taşıran son damladır. yoksa tek başına köpeğe su vermenin öyle bir neticesi olmazdı. ancak o son damlaya varıncaya dek bardak nice yıllar damla damla doluyordu zaten.
bardağın damla damla dolması nicelik değişimidir. yavaş yavaş şuurun kıvama gelmesidir. peki o son damlada ne oldu? büyük bir nitelik sıçraması oldu ve bir anda hakikat güneşi o kadının kalbine doğdu. o doğuşu tetikleyen ise susuzluktan ölmekte olan köpeğe su vermesiydi.
kadın zaten yaratılışı gereği allah’ın rahîm(şefkatli) esmasının tecelligahı olmaya yatkındır ve rahîm esması ego kafesini kırmaya çok müsaittir. dikkat edin şefkat hissi kişinin kendini düşünmesi değildir; bilakis sair varlıklara gönülden bir uzanıştır. kendi çıkarını değil onları düşünmek, onlara kol kanat germektir. egonun gerektirdiğinin tam tersi bir mana barındırır rahîm esması.
işte o kıssadaki kadın belli ki güçlü bir şefkat hissine sahip idi. o şefkat hissi yıllar boyu rahîm esmasının nurunu damla damla kalbine celbetmişti. son damla esma nuru artık bardağı taşırdı ve bir anda ego paramparça oldu. büyük bir nitelik sıçraması gerçekleşti ve hakk geldi.
kişi ile hakk arasındaki perde ancak sahte benliğimiz yani egomuzdur. o yüzden eskiler, “kaldır beni aradan, görünsün yaradan” demişlerdir. kıssadaki kadında benlik bir anda tuzla buz olunca, hakka ulaşmış oldu. rahîm esmasının nuru tüm varlığını kapladı. böylece tüm karanlığından, zulmetinden, günahlarından arınmış oldu.
günümüzdeki insanlar bu tür kıssalardan haberdar olunca çok yanlış anlıyorlar. kedi köpek beslemekle kendilerinin de benzer bir lütfa kavuşabileceklerini düşünüyorlar. halbuki egolarını yellemekten başka ellerine geçen bir şey olmuyor. iş çok başka çünkü…diğer yandan imanı olmayanın kalbine hiçbir esma nurunun tecelli etmesi mümkün değildir. günahkar olmakla imansız olmak farklı şeylerdir.
feth-i nurani ve feth-i zulmani farkı:



