İslam’ın Eleştirilemez ve Sorgulanamaz Olması 1
Mutlak sorgulama diye bir olgu, hiçbir din, inanç veya yapma din olan ideolojilerde yoktur. aksi takdirde elde avuçta bir şey kalmaz ve iş nihilizme ve sofizme varır.
bir kimse nihilist değilse bilin ki, kesinlikle bir şeylere sorgulamadan inanıyordur. bu tür görüşler yeterli tefekkür gücünden mahrum olup bilimsel paradigmaya hapsolan zihniyetlerce yaygın şekilde iddia edilir.
halbuki insan için işler bu şekilde yürümemektedir. esasen günümüz insanı aklını kullanan değil, akla kutsallık veren bir yapıdadır, yani akla yaklaşımı bile rasyonel değil inanç babında bir şey…
insan aklıyla değil şuuruyla(en genel anlamda bilinçlilik, islamdaki kalp) ve sezgi/ilham yoluyla hakikatleri keşfeder. aklın yeni bir şey ortaya koyma gücü yoktur. o sadece sezgi yoluyla gelen ilmi belli bir terminoloji çerçevesinde kelam kalıbına döker. bir benzetmeyle ifade edecek olursak, öz bilgi bal gibidir ve bir tür ilhamla şuura iner. akıl ise bu balı inşa ettiği peteklere doldurur.
bu ilham ve öz bilginin alanı, sorgulama kapsamında değildir. bu sadece islam için değil bütün marifet/irfan türleri için de geçerlidir. sorgulama aklın petekleri dökme aşamasına inhisar eder.
evet batının ilmi dahi ruhi bir çabanın ürünüdür ve şuurlara ilham/sezgi yoluyla gelmiştir. ancak batının bu irfanı ruhun karanlık yüzünden kaynaklanır. çünkü o ilim arttıkça Allah’a yakınlık sağlayacağı yerde tam tersi bir sonuç doğurmaktadır.
bugün batının ilerde olmasının sebebi ruhun karanlık yüzünden de olsa irfandaki yüksekliğindendir.



