Hasan Karakaya
“Parça bütünün habercisidir” buyurmuş Hz. Ali.
aslında bu zat ülkemizin özetidir.
dikkat ederseniz, müteveffanın arkasından usulen ve şeklen bile olsa iyi konuşmayanlar çoğunlukta.
bir cenah ise onu mücahit olarak görüyor.
peki doğrusu ne?
evet o bir kalemşör idi, ama evrenselleşememiş, sığ bir islami anlayışın kalemşörü… mensubu olduğu anlayış, derinliği ve genişliği olmadığı için kapsayamıyor, zıtlarını absorbe edemiyordu. dolayısıyla dışlıyor, ötekileştiriyor, düşmanlaştırıyor ve saldırıyordu.
bizim anlamamız gereken şudur ki: düşmanlığı, zıtlığı kaldırmak, kuru bir hüsnü niyet veya boş bir hoşgörü ile olacak iş değildir. herkesi kucaklayabilmek ancak okyanus gibi bir yürekle ve limitlerini kırıp kainata açılmış bir akılla, tefekkürle mümkündür. tabii bunlar, şu an için bizim uzak olduğumuz olgular.. bilhassa işin tefekkür kısmından çok çok uzağız.
şahsen ben, öldüğümde en azılı düşmanımın bile en azından bir burukluk yaşamasını isterdim.



