İnsan melek değildir elbette; günah işleyebilir. ancak şunu net olarak söyleyebiliriz ki, akıllı insan günahta ısrar etmez ve günahtan kurtulmak için gerekli tedbirleri alır; soğukkanlılıkla, masa başında buz gibi rasyonel prusya subayı edasıyla. duygusallığa saplanmak ise her türlü rezaletin kapısıdır.
duanın pek çok tanımını yapıyoruz: şudur budur diye analiz ediyor, masaya yatırıyoruz. size çok kısa ve öz bir dua tarifi daha vereyim: gerçek dua, günahtan kaçınmaktır.
niçin biliyor musunuz?
gerçekte evren denilen işletim sistemi, insanın tüm taleplerini karşılayacak şekilde kodlanmıştır. insan bir şey istesin ve evren buna “hayır” desin. bu mümkün değildir. işte günahlar bu noktada devreye girerler. günah denilen denilen negatif ve parazit yayınlar, bizim evrene verdiğimiz tüm siparişlere iptal komutu hükmündedirler. zira negatif dalga yayınları, pozitif dalga yayınlarını söndürürler(yıkıcı girişim)
ayrıca günahı sadece bir takım menfi fiillere atfetmek doğru olmayacaktır. ilkel bir bilinçaltı, terbiye olmamış bir altbeyin, bir nevi günah santralidir diyebiliriz. bunları ıslah etmek için harekete geçmek ise bataklığı kurutmak hükmündedir ve belki de tövbenin aslıdır. toplum etkisiyle veya çeşitli nedenlerle, bunları dahi yapamazsak veya yapmakta yeterli başarıyı gösteremezsek, o zaman her günahın mukabil ameline yönelmeliyiz; zina yerine helal olan nikaha* yönelmek gibi…böylece altbeyni meşru dairede bağlamış ve şerrinden kurtulmuş oluruz.



