Her Şeyi Bırakıp Gitmek İçin Gerekenler
”Arkadaşlarınızı, ailenizi, toplumdaki yerinizi, mesleğinizi, sosyal ve kültürel statünüzü, özetle, toplum coğrafyasında yerinizi belirleyen her şeyi attığınızda, geriye ne kalır?
bu soruyu penlan’a gelmeden öce sorsaydınız ansell’e, “gerçek benliğiniz” diye cevap verecekti.
doğru cevabın bu olmadığını yılların geçişiyle öğrendi. münzeviliği uzadıkça dikkati içe değil dışa yöneldi. içine baktığı zaman gördü ki bulunabilecek gerçek, sabit bir benlik yoktur. ne vardır onun yerinde?
zamanla, gittikçe daha güçlü bir biçimde, çevresinde kanat çırpan kuşlardan farklı olmadığını hissetti. onlarla arasındaki sınır sanki ortadan kalkmıştı. egosu, penlan’ı zaman zaman saran bir sise karışıp yok olmuştu. “bu tepelere kendimi bulmaya geldim ama bulmak yerine kaybettim. ve bu ölçülemez derecede daha iyi oldu.”
not: neil ansell 30 yaşında, “bütün köprüleri yakıp” galler ülkesinin en ücra köşelerinden birinde, elektriği, gazı, akarsuyu, telefonu olmayan küçük taş bir evde beş yıl yaşadı.



