Hırsızın biri, gece vakti evliyadan bir zatın evine girer. veli zat odaya gelince de perdenin arkasına saklanır ve çıt çıkarmadan gece boyunca orada dikilmek zorunda kalır.
o gece velilerden biri vefat ettiği için yerine başka biri seçilecektir. görevli evliya tüm dünyayı tararlar ve uyanık bir kalp sahibi ararlar. tek uyanık kalp sahibi bizim hırsızdır; başka kimseyi bulamazlar. zira hırsız perde arkasında pür dikkat ve tetikte beklemektedir; kedinin fare deliği önündeki bekleyişi gibi.
evet, tahmin ettiğiniz üzere velayet makamı o hırsıza verilir.
biz her ne kadar tasavvuftan bahsederken bin bir türlü şartlar, çalışmalar saysak da, işin böyle de bir yönü vardır. gerçekte velayet sırf bir ihsan-ı ilahidir ve hiçbir şarta bağlı olmak zorunda değildir.
kendini bir takım öncüllerle sınırlayıp Allah’ın ihsanına mazhar olmuş kimselere çekinceli davrananlar, büyük kayıptadırlar. zira ihsanın yanında kulun çalışması hiç mesabesindedir. rahmanın cezbelerinden bir cezbe, ins ve cinnin ameline denktir. katı zihniyetin ve sığ idrakın cezası, mahrumiyet olarak tecelli eder.



