ŞeytanEsma-ül Hüsna ve Tecellileriİnsan-ı KamilPeygamberler

İblis 1

Bilinsin ki, iblîs mudill(yoldan çıkaran) isminin en mükemmel ve en kemâlli görünme yeri olan bir rûhtur. ve ruhlar mertebesi ayrılık ve gayrı oluştan bir çeşit üzerine zât’ın hâriçte açığa çıkmasından ibârettir. ve vâhid’in ikilik çerçevesinde rü’yeti(görme) bu mertebeden başlar. bundan dolayı mudill isminin hükümlerinin açığa çıkmasının başlangıcı bu mertebedir. “ıdlâl” şaşırtmak demektir. 

bir vücûdun bir diğerinden başka olarak iki görülmesi şirk ve şirk ise dalâl’in(sapmanın) ayn’ıdır. ve bu rü’yet tarzı, vehim veren kuvvetin şânıdır. 
şimdi bu kuvvet mudill isminin görünme yeri olup, iblis’in hakîkâtidir. 
çünkü şânı “telbîs (ikilem)”tir; ve “iblîs” ismi de bundan türemiştir. ve iblîs 
bu te’sîri ile âlemleri ihâta etmiştir.(sarmıştır) 

ve ona tâbi’ olan sayısız ve hesapsız ruhlar mevcûttur ki, hepsi şaşırtmaya 
ve baştan çıkartmaya memûrdurlar. ve bunlar tabîatlar âleminde bütün eşya-
ya sirâyet etmiştir. (s.a.v.) efendimiz’in: “her kimse ile berâber bir şeytan 
doğar ve ben benimle doğan şeytanı islâm’a getirdim” buyurmaları, insan 
nefsindeki “vehm”e işârettir. çünkü vehim veren kuvvet aslâ yalan söylemek-
ten çekinmez. ve şânı bütün kuvvetler üzerine yükselmektir. 

ve vücûdundan eser olmayan bir şeyi mevcût ve aslında mevcût olan şeyi 
yok gösterir. şimdi tefekkür etme kuvveti, aklın hükmüne tâbi’ olursa, ona 
“aklın hükmüne tabi düşünce” ve eğer vehmin hükmüne tâbi’ olursa ona 
“mevhum düşünce” derler. iblîsin hakîkati, akl-ı kül olan insâniyye hakîkatine diğer ulûhiyyet kuvvetleri gibi itaat etmesi teklîfine karşı “ene hayrun minhü” ya’nî “ben ondan daha hayırlıyım” (a’râf, 7/12) dedi. bu cevap, kendisini ayrı görmek demektir. biri iki görmek ise, vehimdendir. 

işte iblîs bütün ilâhî isimleri ve sıfatları toplamış olan akl-ı külle tâbi’ ol-
mayıp, ayrı olma davasına ve üstün olmaya kalktığı ve biri iki ve mevcûdu 
yok ve yoku mevcût gördüğü için, ulûhiyyet zatı onu diğer kuvvetler arasın-
dan “fahruc inneke mines sâğirin” ya’nî “çık, muhakkak ki sen küçük dü-
şenlerdensin”(a’râf, 7/13) hitâbı ile uzaklaştırdı. çünkü vehim veren kuvvet 
bütün kuvvetlere musallat olmakla berâber, onlara göre kıymetsiz ve küçük 
bir şeydir. çünkü şânı, hakîkate ulaşmaktan men’ etmektir. 

iblîs kendilerine gökler ve yere âit sırlar açılmış olan seyri sülûk ehlini da-
lalete düşürmek için hayâli düşünce olarak arz ve semâ sûretlerinde açığa çı-
kar. ve hattâ zâti tecellilere dahi karışıp, sâliki dalalete sürükler. ancak, mu-
hammedî sûretinde ve onun vârisleri olan kâmilîn sûretlerinde sûretlenemez. 
çünkü (s.a.v.) efendimiz ile onların vârisleri olan kâmiller hâdî isminin ve 
iblîs ve ona tabi olanlar ise mudill isminin en mükemmel görünme yerleridir. 

ve zâtî tecellîlere karışması ulûhiyyet zâtının hâdî ve mudill isimlerinin her 
ikisini de toplamış olmasındandır. iblîs’in hakîkâti mudill ismi olduğundan ve 
hakîkatleri değiştirmek mümkün olmadığından, gerek kendi ve gerek tabi 
olanları hâdî isminin görünme yeri olarak sûretlenemezler. iblîsin hakîkati 
hakkında söz çoktur; fakat irfân ve zekâ ehline bu esasa âit genel kâideler 
kâfîdir. 

(muhyiddin-i arabi’den)

isnetus 04.05.2016 16:57

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu