Kuran’da kehf suresinde iki bağ sahibinin kıssası anlatılır.
bağ sahiplerinden biri diğerine göre çok zengindir. onun bağı daha verimli, sulak, çok daha güzel ve geniştir. be nedenle diğer bağ sahibini küçümser ve sürekli ona karşı böbürlenir.
zengin olan bağ sahibi pek inançlı biri değildir üstelik. bağının ilanihaye öyle kalacağını düşünür ve nimetlerin asıl sahibine şükretmeyi aklının ucundan bile geçirmez.
fakir olan diğer bağ sahibi ise inançlı birisidir. zengin olana şükretmesini ve elindeki nimeti allah’ın ona bir lütfu ve ihsanı olarak görmesini söyler. aksi takdirde nankörlük sebebiyle servetinin elinden alınabileceği yolunda onu uyarır.
ancak zengin bağ sahibinin umrumda olmaz bu uyarı. o kendinden çok emindir. ancak bir gün fakir komşusunun söyledikleri başına gelir ve bağı yerle bir olur.
kuran kıssalarının elbette her asra, her zamana, hatta her birimizin iç alemine bakan bir yüzü vardır. bu kıssada gerek zahir planda gerekse iç alemimizde bize ihsan edilen maddi manevi nimetlerin sahibini tanımamız konusunda sert bir uyarı vardır. elimize geçen tüm nimetlerin bizlere allah’ın bir ihsanı ve bir lütfu olduğunu itiraf etmemiz gerekmektedir. aksi takdirde hepsi elimizden alınacaktır.
tasavvuf ehlinde çok görülür bu durum. pek çok hallere ve nurlara kavuşan kişi zaman içinde yavaş yavaş kendini beğenmeye, bir şey sanmaya başlar ve dille şükretse bile gerçekte şükreden bir kul olmaktan çıkar. bunun üzerine tüm hali elinden alınır ve öylece bomboş bırakılır. pişman olur, suçunu anlar ve nimetin sahibini itiraf ederse nimetler tekrar ona iade edilir.
dış planda da aynı kural geçerlidir. söz gelimi bugün batı, sahip olduğu teknoloji, bilim ve zenginlikle doğuya üstünlük taslamakta ve onu hor görmektedir. ancak o, elindeki büyük nimete şükredici değildir ve onu ilahi bir ihsan olarak bilmekten de çok uzaktır. zengin ve kibirli bağ sahiplerinin sonu ise malumdur. bir müddet sonra hepsi elinden çıkacaktır…
kehf suresi 42. ayette felaketin gerçekleşmesi anlatılır. ebced’ten anlayan ve bu konuda usta olan kişiler uğraşırlarsa ayetten felaketin gerçekleşme tarihini, bir ihtimal, çıkarabilirler. ben şahsen tarihin orada gömülü olduğundan eminim(benim ebcedle uğraşmaya pek niyetim yok. meraklısı isterse baksın).



