İnsan-ı KamilDiyalektikKuran, Kainat ve İnsanPeygamberlerSistem Kurucusu

İnsan-ı Kamil 3

Şuurunu küllileştirmiş ve tüm kainatı ve varoluşu kapsar hale getirebilmiş insandır.

bunu başarabilmek için sırat-ı müstakim çizgisi boyunca tüm zıtları eline etmesi, tüm antitezleri aşması gerekmiştir. bu süreç aynı zamanda miraç dediğimiz hadisedir.

tüm veliler ve nebiler sözü edilen süreci yaşarlar. ancak her birisinin yaşadığı miraç kendi çapıncadır. objektif gerçekliğe mutabık olarak şuurun küllileşmesi çok nadir zatların başarabileceği bir iştir.

ne demek şimdi bu diye soracaksınız…

mesela istanbul’da 20 milyon insan yaşar. objektif planda bir tane istanbul olmasına rağmen, içindeki insan sayısınca yani 20 milyon tane daha istanbul olduğunu rahatlıkla söylememiz mümkündür.

her bir insan ferdi için ayrı bir istanbul vardır adeta. her bir insan ferdinin kendi içindeki yedi tepeli istanbul’u fethetmesi olasıdır ve “istanbul’u fetheden asker ne güzel askerdir; fetheden komutan ne güzel komutandır” hadisinin müjdesine mazhar olması ihtimal dahilindedir. ancak bu durumda söz konusu hadisin manası ancak cüzi olarak açığa çıkmış demektir. bu hadis-i şerife külli ve tam ölçekte mazhar olabilmek için objektif manada istanbul’u fethetmek gerekir; fatih sultan mehmet’in yaptığı gibi.

kainat için dahi aynı durum söz konusudur. bu kainat içinde her birimizin ayrı bir kainatı vardır. bu kişisel kainatımız, bizim şuur genişliğimize göre aslının bir gölgesi halinde ve ölçekte bizde mevcuttur. her bir kâmil insan, diyalektik süreci başarıyla tamamlayıp sırat-ı müstakim üzerindeki tüm antitezleri elimine ettiğinde, şuurunu kainatına yaygınlaştırmış olur. artık onun şuuru fizik bedenine değil kendi kainatına endeksli hale geçmiştir.

ancak dediğimiz gibi miracını kendi kişisel kainatına göre değil, objektif kainata endeksli olarak yapabilen zatlar çok çok azdır. bunlardan yeryüzüne üç beş asırda bir tane ancak gelir.

ülkede kutup, kutbu azam bolluğunun nedeni de budur. içindeki cüzi alemini fetheden her zat, kendinin büyük kutup olduğunu zannına kapılmaktadır. ancak elbette bu doğru değildir. elde ettiği güneşin bir damladaki aksinden ibarettir sadece; hepsi o kadar. tabii, bir de meczuplar ve şarlatanlar var. onları kâle alıp da söz söylemeye gerek dahi yok zaten.

şuurunu küllileştirmiş olan zat, kainatın veya kendi kainatının bir temsilcisi olarak hakkın karşısına çıkar. hakkın karşısına hem kendi adına hem de temsilini üstlendiği mahlukatın temsilcisi olarak çıkar. temsil ettiği varlıklar tüm insanlık ve sair kurttan kuşa tüm mahlukattır. hakka hem kendisinin hem de temsil ettiklerinin tesbihatını, zikrini, ibadetini sunar; kulluğunu arz eder.

objektif manada şuurunu küllileştirmiş olan zatın bedeni artık tüm kainat olur. biz nasıl ki kendi bedenlerimiz üzerinde kolayca tasarruf ediyoruz, o da aynı şekilde kainat üzerinde tasarruf eder. tüm kainat onun önünde diz çökmüş ve emrine amade olmuş durumdadır. o zat bir kez “sübhanallah” dese, titreşimi tüm kainata yaygınlaşır ve tüm kainatın diliyle tesbihini yapmış olur. sair ibadeti de böyledir. dolayısıyla onun manevi kazancını bizim aklımızın havsalamızın alması mümkün değildir.

peygamberden rivayet edilen aşağıdaki tesbihi bir de bu gözle değerlendiriniz. biz o tesbihi elbette sözü edilen anlamda yapamayız. ancak kuru rivayetçiler, bağlam bilgisinden habersiz oldukları için, sanki tesbihi yapan herkes öyle bir kazanca sahip olacakmış iddiasında bulunurlar. cüppeli de bunlardan biridir. bu köhne zihniyet nedeniyle ortaya abuk sabuk bir din anlayışı çıkmaktadır maalesef.

“sübhânallâhi ve bihamdihî, adede halkihî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtih”

“yarattığı mahlukatın adedince, kendisini hoşnut edecek miktarda, arşının ağırlığınca ve bitip tükenmeyen kelimeleri adedince ben allah’ı noksan sıfatlardan tenzih eder ve o’na hamd ederim.”

isnetus 08.08.2019 12:48

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu