İnsan Irkının Giderek Güzelleşmesi
Tıpkı insan şuurunun zaman içinde gelişmesi gibi, insanlık şuuru da tarih içinde değişerek, dönüşerek, gelişerek yükselir. şuur kıvrılarak, yalpa yaparak, iki zıt arasında mekik dokuyarak, zik zak yaparak akar.
yani akış, diyalektik bir karakteristiktedir. mesela önce kemalistler iktidara sahip olur sonra islamcılar. bu çelişik yapı zamanla aşılır ve toplumsal şuur bir kademe üste sıçrar. işte bu bir terakkidir, ilerlemedir, gelişmedir.
şuurun her mertebesi kendine göre bir hayat tarzını empoze eder ve belli bir kültürün oluşumuna sebebiyet verir. buna insanların görünümü, yüz hatları bile dahildir. elbette güzellik algısı kültürden kültüre, devirden devire değişebilir ama benim bahsettiğin işin algı boyutu değildir. demem o ki, sahip olunan şuur doğrudan insanın görünümüne etki eder ve belirler.
güzel, yakışıklı olmanın sırrı yüksek bir şuura ve güzel ahlaka sahip olmakta gizlidir. ferdî şuur da, büyük ölçüde toplumsal şuura tâbîdir. dolayısıyla başlıktaki varsayım kanaatimce doğrudur. sanayi toplumunun insanı, bir tarım toplumunun insanından güzeldir.
bu ölçüye göre, eski devrin bir bedevi arabı veya step çapulcusu türkü, muhtemelen günümüz standartlarına göre korku filmlerinden fırlamış bir karakter görünümündeydi.
bilirsiniz; ütopik milliyetçiler geriye doğru fantastik bir tarih inşa etme gayretindedirler, efsanelere karışık, mitolojiye bulaşık; ama bakmayın siz onlara…milliyetçiliğin realist ve tüy gibi hafif olanı makbuldür.



