
Rüyalarla, hayallerle sorunlarını çözeceğini sananlara Allah akıl fikir ihsan eylesin diyorum. bu gibi kimseler için İmam-ı Rabbani hazretlerinin mektubat’ında şöyle bir mısra geçer:
ben güneşin oğluyum, uyanıklıktadır gidişim
gecelerle, rüyalarla, hayallerle olmaz hiç işim.
o türden mistik, gaiplerden haber almalı olaylar düşük şuurlara çok çekici geliyor maalesef. zira kendi yetersizlik ve zayıflıklarını mistizmle telafi etmeye çalışıyorlar.
ben böyle söyledim ya; şimdi hemen ayetlerle, hadislerle, tarihte görülmüş sayısız örnek vaka ile karşı çıkacaklar bana. elbette ben de haberdarım verebileceğiniz tüm örneklerden; ama buna rağmen yine tekrar ediyorum: hayallerle, rüyalarla, vehimlerle oyalanmayın… ayrı bir konu ama; günümüz islami anlayışının çürük olması, yine aynı ayet hadisten derme çatma gecekondular inşa eden sefil zihniyetin ürünü. adamın bağlam bilgisi diye bir şeyden haberi yok.
netice itibariyle esas olan istihare değil; istişaredir.
istişare, konunun uzmanları ile yapılır veya genel konularda akl-ı selim sahipleri ile istişare edilir. her ne kadar mistik bir tadı olmasa da insan için en hayırlısı budur. istişare eden yanılmaz. o yüzden akl-ı selim sahiplerini, bilgili ve tecrübeli insanları tespit etmek ve lüzumu halinde onlara danışıp fikir almak, bir çok sıkıntıdan ucuz kurtulmamızı sağlayacaktır. üzerinde önemle durulmalı.
not: benim kimi zaman rüyaları ve keşifleri vermem; bunların yorumuna ve analizine girmem, klasik bir “üç güne kısmetin açılıyor” türünden tabircilik olarak görülmemeli. benim onları vermekten kastım, evrensel bilinçaltı ve sembol dilinin sırlarını ortaya dökmek; o alana insanları aşina kılarak ve hassasiyet kazandırarak maneviyata istidatlı hale getirmeye çalışmaktan ibaret. böylece şuurlar kaba materyalizmden kurtulmak için bir fırsat yakalamış olurlar belki.
not2: gelen tepkilerden mevzunun pek anlaşılamadığı görülüyor; o zaman şöyle diyeyim:
“istişare, istihareden evladır”



