Kaf Suresi 37. Ayet 1
“Doğrusu bunda, kalbi olana veya şahit olarak kulak veren kimse için bir öğüt vardır.”(kaf 37)
ayette “kalbün” ve “şehîdün” kelimeleri geçmekte. bu iki kelime çok önemli bir ilme nüfuz edebilmek için kritik önem taşıyor. neredeyse kuran meallarinin tamamı bu iki kelimeyi gelişigüzel çevirdikleri için asıl anlam tamamen ortadan kalkmaktadır.
kalp sahipleri, kalplerini diriltmiş ve ilahi isimlerin nurlarına mazhar olmuş kimselerdir. bunlar ilahi isim ve sıfatları yansıtma mertebesine kadar çıkabilmişlerdir.
şahit olanlar ise gerçek manada şuhut/görüş sahibi olanlardır. bu zümre aynı zamanda şehit olanlardır veya bir başka tabirle ölmeden önce ölenlerdir. bunlar zat mertebesine ulaşmışlardır. zat mertebesinde ise iki varlık olamaz. oraya çıkan kesinlikle ölür yani nefsi/benliği yok olur. benlikleri yok olduğu için ve hükmen öldükleri için ahiret hallerini dünyada müşahede etmey başlarlar. cennet, cehennem, melekler, nurlar ve tüm maneviyat onların gözleri önündedir.
kısaca özetlersek:
kalp sahipleri, kalplerini arındırmış/tasfiye etmiş olanlardır.
şahit olanlar ise benliğinden geçip şehit olanlardır yani nefsini tezkiye etmiş olanlardır.
kuran’dan yalnızca bu iki tayfa öğüt alabilir ve istifade edebilir. sair kimselere kuran’dan faydalanma yolu kapalıdır.
“o’na ancak arınıp, temizlenmiş olanlar dokunabilir”(vakıa 79)
“Allah onunla birçoklarını sapıklığa düşürür, birçoklarını da doğru yola iletir. Allah’ın onunla sapıklığa düşürdükleri, fasıklardan başkaları değildir.”(bakara 26)



