Kanuni Sultan Süleyman’ın Domates Yemeden Ölmesi
Bir aralar kafama takılmıştı.
yeryüzünde binlerce çeşit yemek var ve ben bunların sadece cüzi bir kısmını tadabildim. geri kalanlara şu veya bu sebepten erişimim yok…bunları düşünürken biraz üzülür ve sıkılır gibi oldum.
sonra kalbime ilham yağmaya başladı.
elbette yemek bir yönü itibariyle basit bir enerji girdisinden ibarettir. ancak diğer yönü itibariyle de bize çok çeşitli deneyimler sunar. haddini aşmamak şartıyla değişik yemekler tatmak tecrübe skalasını genişletmek açısından faydalıdır.
haddini aşan şey ise zıttına dönüştüğü için, şu gurmeler, yemekten başka bir şey düşünmeyenler, yemeğe fazlasıyla önem verenler şeytana uymuşlardır. hatta yedi büyük günahtan biri de oburluktur ve oburluğun başlıbaşına bir şeytanı vardır.
tefekkürde “icmali(topluca, özet olarak) olarak geçmek” diye bir olgu vardır. örneklem oluşturmak gibi bir şey bu. nasıl ki, seçim tahmini için tüm nüfusun oylarını tek tek saymamız gerekmiyorsa; isabetli bir seçim tahmini yapmak için nüfusu tam yansıtacak şekilde bir örneklem oluşturmamız yeterliyse; aynı şekilde yemekten edinmemiz gereken dünyevi ve manevi deneyimi elde etmemiz için de dünyadaki tüm yemekleri yememiz gerekmiyor.
normal menümüzdeki çeşitlilik söz konusu deneyimi yaşamak için fazlasıyla yeterlidir. dolayısıyla değişik yemekler tatmak için ekstra bir gayret göstermemiz gerekmez. özellikle türk insanı olarak bu konuda daha da şanslıyız. anadolu pek çok kültürün kesişme noktası olduğu için zengin bir mutfak sunar bize.
kısacası, ne padişahlar ne de bizler, şu veya bu yemeği yemedik diye herhangi bir şey kaybetmiş değiliz. bildiğimiz alıştığımız yemekler yeterli.



