İslamcı camianın bir türlü anlayamadığı bir şey var: aslında kemalizmi de var edenlerin onlar olduğu gerçeği…
imanın altı şartından biri de, hayır ve şerrin Allah’tan olduğunu bilmektir. bakın bu kadar esasa ilişkin bir mana vaz’ edilmiş, kimsenin papağan gibi ezberlemekten öteye gitiği yok. siz hiç bu ilkeyi hayata indirebilmiş birini gördünüz mü? hayır, bir tane bulamazsınız…onu da geçtik şimdi bunu okuyunca “Allah kötü mü yani?” diye soracak tipler dahi çıkacaktır.
aslında mesele basit. sen sırat-ı müstakim(dosdoğtu yol) çizgisinde gittiğin müddetçe sorun çıkmaz; ancak o çizgiden ayrıldığın anda zıttını da üretirsin. mesela doğru yol çizgisinden otuz derece sağ sapma ile ayrıldın diyelim; o anda otomatikman otuz derecelik sol sapmanı yani tam zıt mananı da üretmiş olursun.
evet dostum, diyalektik yasalar zorunlu olarak bunu gerektirir. saptığın anda kendi karanlık ikizini kendi elinle üretmiş oluyorsun. ben burada toplumsal şuurun ilerleyişini anlattım ama istersek aynı olguyu kişisel şuurun ilerleyişine de tatbik edebiliriz. nefs dediğimiz karanlık yönümüzü aslında kendi ellerimizle inşa ediyoruz. dolayısıyla aslında cehennem ateşimizi de kendi ellerimizle tutuşturmuş oluyoruz.
bana şimdi şu soruyu sormanız gerekiyor. “ee…hani tanrı; bu anlattıklarının tanrı neresinde; hani her şey tanrıdan demiştin; oysa şimdi her şeyi yasalara bağladın?”
artık bu sorunun cevabını da herkes kendi içinde bulsun…dışardan gelen cevap aydınlatıcı olmuyor.
not: bir okuyucu güzel bir cevap göndermiş. herkes kendi içinde farklı cevaplar bulabilir tabii ki…
“bence tanrı, diyalektik yasanın bittiği yerdedir. 30 derece sağa saptığımızda 30 derecelik sol sapma otomatikman oluşur. sağ ve sol aynı şeyin veche/yüz farkından başka bir şey değildir.
dosdoğru yol ise ekg cihazındaki düz çizgidir; yani ölmektir diyebiliriz belki. secde veya teslimiyet de diyebiliriz. orası hayır ve şer arasında bir farkın kalmadığı yerdir. o yüzden hakkın bulunduğu yerdir. belki de mülhimede bulunması istenen haldir bu; yani hz. İsa’nın hali”



