
Kendini Değersiz Hissettiren Birini Sevmek
Emmare yani madde ve tabiat seviyesine düşmüş bilincin tipik özelliği, güç hiyerarşisine sıkı sıkıya bağlı olmasıdır.
temas ettiği herkesi zihninde ya kendinden üst rütbeye ya da alt rütbeye yerleştirir. ondan sonra tıpkı bir köpek gibi astını ısırır, üstüne kuyruk sallar.
iç alemindeki müthiş eziklik ve değersizlik hissini astlarını ezerek dengelemeye çalışır. kişinin içindeki eziklik ve değersizlik duygusu ne kadar şiddetli ise, astlarını o kadar çok ezer veya ezmeye çalışır.
başkalarını ezsin, onların ne kadar sefil olduğunu görsün ki, kendini yalandan da olsa bir parça değerli hissetsin. kibir dediğimiz vasfın derinlerinde eziklik, değersizlik, güçsüzlük, zavallılık hissi yatar. dış dünyada küçük dağları ben yarattım kibrinde gezenler, aslında iç alemlerinde korkudan tir tir titreyen, kuyruğunu kıstırmış, ıslak bir köpek yavrusudur.
dikkat ederseniz tabiat ve madde seviyesi bilincin “eziklik-kibir” girdabına kapılması veya diyalektiğine düşmesi tamamen güç algısı yüzündendir. emmare bilinç her şeyin bağımsız bir varlığı olduğunu ve kendi ölçeğinde güç sahibi olduğunu düşünür. o bağımsız güç sahibi varlıkların kendine zarar vermeyeceğinin garantisi yoktur. tamamen tesadüfi olarak biri gelip buna çatabilir. bunun da üstüne depremler, afetler, salgın hastalıklar bir anda onu öldürebilir. zira emmare bilinç, evreni tamamen gelişigüzel işleyen bir kaos ortamı olarak görür. böyle bir dünyada bilinçaltında nihayetsiz bir korku, çaresizlik ve zavallılık hissi kendiliğinden birikir.
bunun çözümü tekrar ede ede “lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh” manasının altbeyinde açılımını ve yerleşmesini sağlamaktır. o zaman kişi evrenin gelişigüzel işlemediğini, tek ve sonsuz güç sahibi bir zatın kontrolünde olduğunu, aynı zamanda o zatın mutlak adil, sonsuz merhametli ve ve sonsuz şefkatli olduğunu, ama hak ettiğimiz noktada da müntakim(intikam alıcı) olduğunu deneyimler. dikkat ediniz…bunları bilmek değil, deneyimlemek gerekir. üstbeynin bilgisi tek başına işe yaramaz.
varlıkları ayrı ayrı güç sahibi olarak görmeyi bırakıp, hepsinin iplerini tek bir zata vermek, hepsini o adil zatın kuklaları ve memurları olarak görmek ve o zata güvenip dayanmak, kişiden korkuyu siler atar. iman, kişiyi emin ve emniyette kılar.
böylece, insanları ve diğer mahlukatı ast üst ilişkisi içinde değerlendirmekten kurtulmuş olur(iç alemi böyledir ama dünyevi işleyişi bozmamak için şeklen hiyerarşiye riayet eder. mesela amirine saygı gösterir). artık tüm mahlukat o sonsuz kudretli zatın memurları olmuştur; depremler, seller, yangınlar, savaşlar, salgınlar vs. afetler de buna dahildir. onlar dahi birer memurdur. “o zatın dileği ve iradesi olmaksızın bunların hiçbiri bana musallat olamaz ve bana zarar veremez” der.
işte “lâ havle ve lâ guvvete illâ billâh” böyle bir iksirdir.
sonuç: bir kimse sizi ezerek kendini değerli hissetmeye çalışıyorsa, o bir emmaredir. evlenmeden önce o bilinçten kurtulmasını sağlamalısınız. aksi takdirde onun ateşi size de dokunacaktır.



