1400 yıl önce vuku bulmuş bir hadiseye bugün ağıtlar yakan kimseler bence kesinlikle samimi değildirler. bunların %99’unun samimiyetine ben kesinlikle inanmıyorum.
bir kimsenin kaybına üzülmek için ona sevgi duymak gerekir. sevginin şartı ise yakınlıktır. yakınlığın şartı ise halde, kalde, ilimde, fikirde mutabakattır.
ey şaşkın! senin hz. hüseyin’le ne gibi bir yakınlığın var? karşılaştırsak her noktada 180 derece zıt manaları temsil edersiniz. aradaki çağ farkını da hesaba katarsak senin için hz. hüseyin vakası sadece tarihi bir olaydır.
ama tüm bu gürültü patırtılar neyin nesi öyleyse?
sebep, olayın tamamen siyasi bir argümana dönüştürülmüş olmasıdır. şia denilen yavşak güruh, islam dünyasında meşruiyet kazanmak için konuyu kendine kalkan edinmiştir. suret-i haktan gözükecek aklınca. şia bugün fars/pers milliyetçiliği ve iran yayılmacılığının dini kılıfıdır. ehli beyt etrafında oluşturdukları bol ağlamalı kült ile insanları motive edip cepheye sürerler. bunların hainliklerini yazmaya denizler mürekkep olsa yetişmez.
şia, şeytanın sağ taraftan yaklaşıp azdırdığı güruhtur. iblis hz. isa ile o kadar uğraşmasına rağmen bir kez bile ona istediği şeyi yaptıramaz. en sonunda bir kez bari benim sözümü dinlesin diye ona “la ilahe illallah” demesini teklif eder. hz isa ise ona cevap verir “sen dediğin için değil, la ilahe illallah” diyerek onu yine mat eder. muhyiddin-i arabi ise bu olayı bize nakledip “şeytan insanlara ehli beyt sevgisini teklif eder, ona hz isa gibi cevap veremeyenler şiileşir” diye açıklık getirir.



