
Köpekleri Ne Zaman Uyutsak Başımıza Felaket Geldi
Bu meselenin sırrı başkadır ve kesinlikle onların sandığı gibi değildir.
tabiat ve madde seviyesi insan nefsinin iki yüzü vardır. bunlar gazap ve şehvettir. her ne kadar nefste tabiatın tüm hayvanatı toplu olarak mevcut olsa da, bu iki yüz baskın özellikler olarak öne çıkar.
gazap, öfke ve yırtıcılığın sembolü köpektir; şehvetin sembolü ise domuzdur. insan nefsi kendine faydalı olanı şehvet özelliği ile çeker, zararlı olanı ise gazap özelliği ile def eder.
sembol derken yanlış anlaşılma olmasın. ham insan nefsinde hakiki manada köpek ve domuz sıfatları ve sair hayvanatın sıfatları bulunur. nefs tüm bunları bir tür enerji frekansı olarak kapsar durumdadır. bu nedenle aslında “tabiat”, insan nefsinin dış planda açılmış ve tafsile gelmiş halidir.
hakikat yolunda ilerlemeye başlayan kimse, tüm hayvani sıfatlarından arınmak zorundadır. buna tasavvufta nefsin tezkiyesi denir.
ancak bu arınma işleminin sıkıntısız olacağını sanmayalım. bunun için çile gerekir. mesela eski devrin mevlevilerinde yeni gelen mürit bin bir günlük çileye sokulurdu.
meselenin toplumsal bilinç boyutu da benzerdir.
eğer siz yırtıcı hayvani sıfatların temsilcisi olan canlıları ortadan kaldırırsanız, evrende işleyen düzene(devlet-i âliyeye) dilekçe vermiş olursunuz. “biz toplumsal bilincimizi yırtıcı hayvani sıfatlardan arındırmak istiyoruz. bunun için ilgili mahlukları toplatarak fiili olarak duamızı yaptık. gerekenin yapılmasını arz ederiz”.
bu durumda düzen sizin dilekçenizi işleme koyacaktır. eğer toplumsal bilinçte büyük blokajlar yoksa, arınma işlemi nispeten kolay gerçekleşecektir. pahalılık, enflasyon, işsizlik, fakirlik vs. gibi toplumsal çileler yeterli gelecektir. ancak çok büyük blokajlar söz konusu ise, o zaman oldukça yıkıcı celali tecelliler kaçınılmazdır.
savaş, deprem ve benzeri büyük felaketler, toplumsal bilinçte büyük kırılmalara yol açarlar ve onu tamamen değiştirir, arındırır ve yükseltirler.
kısacası köpekleri öldürdük, belamızı bulduk düşüncesi yanlıştır.



