La İlahe İlla Hu
La ilahe illallah, “bütün celal ve cemal sıfatlarını toplayandan başka ilah yoktur” demektir. celal ve cemal sıfatları kainatta ve insanda açığa çıkar ve görünür olurlar. mesela, bir çiçekteki güzellik allah’ın cemal denizinden sıçramış bir damladır.
la ilahe illa hu ise, “tanımsız olan zat’tan başka ilah yoktur” anlamına gelir. “hüve/hu” hiç bir idrakın ulaşamadığı, kuşatamadığı, tanımsız “zat” mertebesidir. bu mertebede sıfatlar olmadığı için belirme de olmaz.
“hu” gaybda kalırken, “allah” kainat ve insanda görünür ve bilinir olur; yani ilahi sıfatlar onlarda zahir olurlar.
dolayısıyla kişi kendi “ben”ini bildikçe ve varlığın hakikatına vâkıf oldukça, marifet alanında yükselir ve allah’ı tanımış olur.
kendi özüne inmeden(seyr-i enfüsi) ve kainata hikmet nazarıyla bakmayı öğrenmeden(seyr-i âfakî), allah’ı tanımak mümkün değildir. bu noktada olamayan insanlar, kendi kafalarında kurguladıkları ve allah diye etiketledikleri bir hayale tapınırlar. yapılan putperestlikten başka bir şey değildir ve sayısız sakat görüşe ve davranışa yol açar. inkarcı fikirlerin çoğu da bu sakat görüşlere tepki olarak doğmuştur.
bu seviyede olan kişi, kafasındaki hayali bir köşeye kaldırıp, “Allah” dendiğinde, evrensel düzen ve onun kurallarını anlamalıdır. böylece, marifet sahibi oldukça daha ötesini de zaman içinde anlama yolu kendine açılacaktır.
Hz. Peygamberin “seni hakkıyla tanıyamadık” dediği mertebe ise “hu”dur.



