Nabi
Nabi’nin oğluna verdiği öğütler:
eyleme kimseye ‘arz-ı hâcet
olma ham-geşte-i bâr-ı minnet
şahsiyet sahibi insanlarda bulunması gereken özelliklerden biri de tokgözlülüktür. nâbî de oğlu hayri’nin hiç kimseye ihtiyacını arz etmemesini, minnet yükü altında kalmamasını öğütler
hayri bir istek için ağzını sakın açmamalı; dilenme sözlerine kendini bulaştırmamalıdır. çünkü bir insana ayrılmış olan rızık elbette onu bulur. öyleyse açgözlülükten ele geçen yalnızca yüzsuyu dökmektir. üstelik şurası muhakkak ki bir insana takdir edilen rızık başkasına geçmez; sana ayrılmış ne varsa asla başkasına gitmez.
abd destinde ne var ki isteyesin
her gördüğüne istek duyma, kulun elinde ne var ki isteyesin?
birine, şunu yahut bunu bana ver, deme çünkü o kul da Allah’ın ihsanına muhtaçtır ve Allah’ın bağışına bağlanıp kalmıştır.
Allah, lütfunu herkese karşılık beklemeden verir. kulun mülkiyeti ise arada yalnızca vasıtadır. sana rızık olarak verilen şeyin seni bulması için bir kimseden istemeye ihtiyacın yoktur. başkasından isteyip de boş yere mihnet ve sıkıntı çekme. Allah’ın sana ihsanda bulunacağına güven ki rızkın gelsin.
Allah’ın verdiği ile yetinip evinin köşesinde rahat yaşamak hoştur. hakkın olmayan bir mala el uzatma. halini bilecek olan, büyük ve bilgili olan Allah’tır:
bî-icâzet el uzatma mâla
sen degülsün odur a’lem hâle
rızkı veren Allah’ın sana ayırdığına gönlünü bağla, razı ol ve her ne verdiyse ona kanaat et.
insan ancak rızkında bulunan şeyi yiyebilir. dünya kadar altının gümüşün olsa, eğer rızkın yoksa bir lokma bile boğazından geçmez. minnet ile olan nimeti yeme, hatta kokusunda minnet olan gülü bile koklama. ey babasının canı! eğer sana birisi bir şey verirse sakın alma, tokgözlü ol:
yime minnetle olursa ni’met
koklama gül ki ola bûy-ı minnet
sana bir şey birisi virse eğer
alma müstağni ol iy cân-ı peder
gözünü ve gönlünü zengin tut. lütfen açgözlü ve aşağılık olma:
çeşmüni hâtırunı eyle ganî
kerem it olma gedâ-çeşm ü denî
ancak sana ikram eden sadık dostun olursa ve külfetsiz karşılıksız ikramda bulunursa kabul et. ama sen de o dostuna karşılık ver ve onu ikram ile mükâfatlandır.
sözünde dur. kime bir vaadde bulunursan yerine getir. vadettiğinden geri dönmeyi kişilik zaafı kabul et.



