
Kuran’daki Astronomik Tutarsızlık
5- Fakat insan önündeki gerçeği yalanlamak ister.
6- “kıyamet günü ne zamanmış?” diye sorar.
“fakat insan…” , bedensel lezzetlere, hayvani şehvetlere
meylederek, şimdiki zamana ve gelecek zamanda şehvet ve
lezzetlerine başını daldırarak “önündeki gerçeği yalanlamak…”
günahlara devam etmek ister.
böylece kıyamete yönelik nazarı yetersiz olduğu için ondan gafil olur.
çünkü kendini dünyanın geçici lezzetlerine
vermiştir, aşırı bir şekilde dünyevi lezzetlerin üzerine çullanmıştır.
böylece onlarla ahiretten perdelenmiştir. bu arada ahireti imkânsız
gören bir inatçı edasıyla sormaktan da geri kalmamaktadır: “kıyamet
günü ne zamanmış?”
7- göz kamaştığında,
8- ay tutulduğunda,
9- güneş ve ay bir araya getirildiğinde,
10- o gün insan: “kaçacak yer neresi?” diyecektir.
11- hayır, hayır! sığınacak yer yoktur.
12- o gün sığınılacak yer rabbinedir.
“göz kamaştığında…” şaşkına döndüğü, dehşete kapıldığı, ölüm
korkusuyla fal taşı gibi açıldığı zaman, “ay tutulduğunda…” akıl nuru
ayrıldığı için kalp ay’ı tutulduğu zaman, “ …bir araya getirildiği zaman…”
ruh güneşi ile kalp ayı tek şey haline getirilerek cem olduğunda beden
batısından doğmaları sağlandığı zaman. artık ruh ve kalb, dünya
hayatında olduğu gibi iki mertebe olarak algılanmazlar. bilakis, tek ruh
olarak birleşirler.
“o gün insan, “kaçacak yer neresi!” diyecektir.”
kaçacak yer, bir sığınak arayacaktır. “hayır, hayır!…” bu ifade, sığınak,
kaçacak yer aramasının beyhudeliğini, imkânsızlığını vurgulamaya
yönelik bir olumsuzlamadır.
“sığınacak yer yoktur!” kaçıp barınacak yer
bulmaya imkân yoktur. “o gün…rabbinin huzurudur.” sığınılacak yer
sadece rabbinedir, cennet veya cehennem olarak belirginleşecek
huzurudur.
bunlardan hangisinin sığınak olacağını belirlemek o’na
kalmıştır, başkasına, başkasının tercihine değil, ya da kişinin kalıcı
olacağı yer ve dönüşü sadece rabbine yöneliktir. nitekim, “kuşkusuz
dönüş rabbinedir.” (alak, 8) buyruğu buna delildir.
(muhyiddin-i arabi, tefsir-i kebir tevilat)



