
Allah bilinmek istedi ve kendini bilecek bir varlık yani insanı yarattı. biz bu dünyada yemek, içmek ve üremek için değil ancak Allahlı bilmek, marifetullah için varız. Allah’ı bilmek olağanüstü bir tefekkür ve tecrit gücü istediği için insana mekan olacak ortam yani kainat da bu hedeflere hizmet edecek şekilde dizayn edildi. mesela, kainatın devasa boyutlarda olması insan şuurunu keskinleştirmek ve son sınırlarına kadar zorlamak içindir…
tefekkür mekanizması diyalektik bir şekilde işlediğinden zıtlar mevcut oldu. kılıç çift taraflı keser. tefekkürle hakka yükselmek mümkün olunca tersine bir gidiş ister istemez söz konusu oldu. bu kadar gürültü patırtı hep o tek gaye için.



