
Hayatında İlk Defa Kendini Akışa Teslim Etmek
Tüm memeli hayvanların altbeyni algı sahasına giren her mahluk için derhal şu algoritmayı çalıştırır:
-bu beni yer mi?
-ben onu yer miyim?
-bu benim için cinsel eş mi?
ulaşılan cevaba göre anında karşılık gelen rutin işleme alınır. organizmada gerekli hormonal değişiklikler yapılır. karşılaşılan mahluk eğer memeli için hayati tehdit teşkil ediyor ise kalp çok hızlı çarpmaya, nefes hızlanmaya, o anda gereksiz organlardaki ve derideki kan çekilip bacaklara pompalanmaya başlanır(korkunca sararmamız bu yüzdendir). amaç bacak kaslarına bol oksijenli kan gönderip hızlıca avcıdan kaçmaktır.
eğer altbeyin sorgulamasından saldır veya çiftleş komutu çıkarsa da, ona göre alt rutinler devreye alınır ve hormonal değişiklikler yapılır.
insan bedeni itibariyle tipik bir memeli hayvan olduğu için aynıyla diğer memeli hayvanlar gibi davranır. ancak insanda fazladan bir de oldukça gelişmiş üstbeyin veya korteks bulunur ki, insanın yüksek bilgi-işlem kapasitesinin kaynağıdır.
insandaki bu yüksek bilgi-işlem kapasitesi oldukça soyut durumları, olayları, gelecekte vuku bulması muhtemel durumları, hatta geçmişte olan olumsuz etkileri bile altbeyin sorgulama yetisinin önüne getirir.
düşünün sair hayvanlar altbeyin sorgulama işlemini sadece anlık verilere göre yaparken ve asla geçmişin ve geleceğin olaylarını gündeme bile getirmezken, insan bunu yapar. geçmişte yaşadığı utanç verici bir olay için yüzü kızarır, yaşadığı korkulu anlar için sararır vs.
gelecekte yaşanma ihtimali olan tehditler için dahi karşılık üretmeye kalkar:”o bana bunu derse, ben şöyle cevap veririm. şöyle yaparsa, ben de şunu yaparım vs…”
tüm bunları yapmaktaki amacı karşı karşıya gelebileceği tüm tehditleri bertaraf etmektir. tipik bir memeli hayvan davranışıdır aslında yaptığı. fark ise sadece diğer memeli hayvanlara göre bunu çok yüksek seviyede gerçekleştirebiliyor olmasıdır.
ancak dikkat ederseniz yüksek bilgi-işlem gücü veya galat-ı meşhur halindeki tabiriyle “aklı” esasen insanın başına bela olmaktadır ve onda tek anlık bile huzur bırakmamaktadır. evet madde ve tabiat seviyesine düşmüş insan için “akıl” tam bir baş belasıdır. halbuki diğer düşük seviyeli memeliler ne geçmişin ne de geleceğin kaygılarına kapılırlar. anlık olarak kaygısızca yaşayıp giderler.
elbette bu durumun çözümü mevcuttur. onu da bize hakikat ehli öğretmiştir.
çözüm insanın altbeyninin frekansını yükseltmek ve onu düşük memeli hayvan mertebesinden kurtarmaktır. bunun yolu da başta zikir olmak üzere, kuran okumak ve namazdır. bunlar altbeynin titreşimini yükseltir ve boyut atlatırlar.
bilgi ise bu noktada işlevsizdir. “hayatı akışına bırakıp rahatlayacağım” demekle hiçbir şey olmaz. ancak insan kendini kandırır. zira altbeyin tüm bu düşüncelerden bağımsız olarak yine kendi seviyesinde otomatik olarak çalışmaya devam edecektir.
ama altbeyin(klasik tabirle kalp) frekansını yükseltir ve kuran ayetlerinin nurları ile şarj olursa, o zaman iş değişir. kişi evrenin işleyişini ve hakkı bilir hale gelir. altbeyin yine otomatik olarak çalışır, ama bu sefer bambaşka bir seviyede…
bu durumda kişinin kalbinde şu hissiyat hakim olur:
“tüm mahlukatı çekip çeviren ancak allah’tır. tüm olaylar ve kişiler o’nun elinde kukladır. her şeyin ipi onun elindedir. o’nun dilemesi, izni ve takdiri olmadan yaprak bile kıpırdamaz. eğer o takdir etmemişse, tüm dünya bana zarar vermek için bir olsa, kılıma zarar veremezler; ama o eğer bana zarar dokunmasını takdir etmişse, o zaman bir sivrisinek dahi benim işimi bitirir.
zarar ve fayda ancak o mutlak kuvvet ve kudret sahibi olan allah’tandır. o halde ben o’ndan kusurlarımın affını dilerim. tövbe ederek, iyi işler yaparak cezalandırmasından korunma yolunu tutarım.
o aynı zamanda mutlak merhamet ve mutlak şefkat sahibidir. beni benden çok sever, beni benden çok düşünür. bu evrenin sonsuz işlemlerini de ancak o yapabilir. benim bu sonsuz ilişkiler ve etkileşimler ağında pozisyon almamın imkan ve ihtimali yoktur. sınırlı işlem kapasitemle güya kendimi korumak için alacağım her tedbir aslında evren karşısında komediden ibarettir. o halde tüm işlerimi o’nun eline bıraktım. o’nun benim için seçtiklerine razı oldum. o’na tevekkül ettim”.



