Bir devlet nasıl çöker?
cevap: neme lazım.
zamanın en büyük alimi sayılan ebussuud efendi böyle buyurmuş. cevaptaki sığlık dudak ısırtıcı. koskoca bir devletin çöküşünü nemelazımcılığa bağlıyor büyük alim(!)
cevap, cevap olmaktan çok laf ebeliği sınıfına giriyor kanaatimce.
benim de cevabım şu olacaktır: eğer senin en büyük alimin buysa çökersin elbet.
bir diğer laf ebeliği de mehmet akif’e ait:
mehmet akif ersoy, avrupa’ya gider, oraları gözlemler ve geldiğinde sorarlar ”ne gördün, oralar nasıldı?” diye…akif der ki; ”işleri var dinimiz gibi, dinleri var işimiz gibi…”
halbuki din, evrensel düzenin kurallarıdır. ona nüfuzun ve ondan hissen kadarıyla dünya ve ahiret mutluluğunu yakalarsın. eğer dinin seni dünyada ve ahirette üstün konuma taşıyamıyorsa, kusurlusun ve ona yeterince nüfuz edememişsin demektir.
kainat, insan ve kuran üçüz kardeştirler. evet, kainat dahi kevni(oluşsal) bir kuran’dır. onun sırlarını çözen, ne yaptığının farkında olmasa dahi, ödülünü alır.
“geri kaldık çünkü tembeliz, neme lazımcıyız, işten kaçıyoruz, ahlakımız bozuk vs…” gibi argümanlar bâtıl ve geçersizdir. zira hem insanın hem de toplumun iç nizamını sağlayan, onu arka planda organize eden dinden hissendir; yani dünya görüşün, zihinsel algı çerçeven veya paradigmandır. dünya görüşü, iç tutarlılığının yüksekliği ölçüsünce insanı ve toplumu hizaya ve disipline sokar; düşüklüğü ölçüsünce de ilkelliğe, dağınıklığa, karmaşaya neden olur.
sağlam bir dünya görüşün yoksa, bireysel gayretlerin herhangi bir sonucu olmaz.



